Ahmet Telli — Gurbet
I/
Bir bulut gibi sarıp sarmalayıp
ılıkça örterken üstümüzü gece
biriktirir yeraltı suları gibi
acının ince sızıntısını içimize
Ve dudaklanmızda sıla türküleri
savurur nice sevdalann yangınını
canevimize
Efkar duman dumandır artık
Bozkırın bir çığlığıdır bozlak
ince, derin ve sessiz bir sancıdır
Bıçak gibi saplanır kimi kez
kimi kez kor gibi düşer bir yanımıza
Kavurur yalnızlığı ve hasreti
ciğer pare pare olur
Yüreğimizi alıp götürür de
serer çakır dikenlerine
Kanar artık sessiz sessiz
kanar ince ince sol yanımız
ölümden ağır basar aynlık
Sevdasını haykıramayan
üzünç yüklü bir çobandır bozlak
Acının, sessizliğin
ve kıtlıklann diyalektiğidir bozkır tarihi
Belki yaşanır orta anadolu’da
belki hep
ve hala
yağmur dualanna çıkılır
Ama gülmez buralarda toprak
bire yirmi verdiği görülmez
Hasretin kavruk çocuğudur o
bu yüzden hep çatlaktır yüzü
ve on beşine gelmeden gurbetçidir
Ve artık sevda
uzayıp giden tren yollarındadır
Sonra bir hoyrat harelenir
yanağımızdaki şark çıbanında
kurumuş bir gül gibi kalır izi
Hakkında ferman çıkarılan
bir sevdanın mührüdür bu
Sevdalar ki süphan’da esen bir rüzgar
sevdalar ki vadilerin bağrını yarıp giden
taşkın nehirlerdir
Ne Osmanlı’nın tuğrasını taşır
ne de Süleyman mührünü
Zulümlere kıtlıklara uğramış
mahpuslara zindanlara sürülmüş
tütün gibi kıyım kıyım
kıyılmış da yüreği
bel bağlamamış hayına
direnmiş bin yıldır
direnmiş töresinde sevda
tanıktır buna dağlar
Dağlar dile gelmişse masallarda
boşuna değildir ol sevdalar
Ve dağlar
eşkiya dağlar
kaçak sevgililer gibi
yaslanır da birbirinin omzuna
bir şivanın feryadını iletir
telgraf telleriyle efkarımıza
Töresini devlet basmış
bir aşirettir hoyrat
II/
Biz ki günde sekiz saat on saat
gürül gürülken fabrikalarda atölyelerde
batırırken öfkenin hançerini
öksürüklü ciğerlerine kentin
akşam olmaya görsün
bir bulut gibi sarıp sarmalayıp
ılıkça örtünce üstümüzü gece
birden suskunlaşıyoruz sıla türküleriyle
kendini dinleyen acemi aşık gibi
bir mahzunluk çöküyor üstümüze
Ve emziriyor sevdayı sessizlik
Sessizlik ki öfkenin bileytaşı
şiirin emzirilme saatidir
Yalayıp geçse de bir yalım
bozlak ve hoyratlarla yüreğimizi
ciğerimizi pare pare etse de hicran
bezginliğin ahharına
bırakmıyoruz kendimizi
Bir grev arifesinde
ya da direniş günlerindeymişiz gibi
omuz omuza geliyoruz barikatlarda
çiviliyoruz gurbetin kahrını
sevgilimizin fotoğrafıyla yan yana
Bağrına ateş düşmüş bir bozkır
sevdayı emziren bir hicrandır gurbet
