Ufuk's Blog
  • Ana Sayfa
  • Şiir
  • Öykü
  • Müzik
  • Sinema
  • Yazın
  • Görsel
  • Kişisel
  • Menu Menu
Öykü

Sabahattin Ali – Bir Firar

24.219 görüntülenme

İki candarma İdris’i aralarına almış götürüyorlardı.

İdris ayaklarına basamayacak haldeydi. Candarmalar çok dövmüşlerdi, fakat seke seke yürümeye çalışıyordu.

Bayram namazında İmamköy Camii’ni bastığını ve orada namaz kılanları soyduğunu en nihayet itiraf etmişti.

Halbuki böyle bir şeyden haberi bile yoktu…

Ne çare?.. Dayak bu… Her şeyi söyletir.

En aşağı yedi sene yiyecekti.

Seke seke yürüyor, ara sıra ayağı bir taşa takılıp sendeledikçe candarmaların birisi koluna yapışıyordu.

Biraz yürüdükten sonra kendisine bir de sigara verdiler…

 

Bunlar da aslında fena adamlar değildi… Fakat ne yapsınlar, vazife… Takibe çıkarken, -faili bulmadan gelirseniz gözüme görünmeyin!- diye yüzbaşı sıkı sıkı emirler vermişti. Köyü soyan çoktan kirişi kırmış olacağı için, ne yapıp yapıp fail bulmak lazımdı.

İdris de zaten kaç senedir buralarda serseri serseri dolaşıyor, binbir türlü dalaverelere girip çıkıyordu.

Birkaç kere de sigara kağıdı ve çakmaktaşı satarken yakalanmıştı.

Asıl mühimi, köylü kendisinden şikayetçiydi. İlk zamanlarda rahmetli babasının -babası köyün imamıydı- hatırını sayanlar bile onun bu hallerini görünce kaybolmasını istemeye başladılar.

İdris köyde kaldıkça candarmanın ayağı kesilmeyecekti.

Bunun için candarmalar İdris’i yakalayınca, muhtarla köy bakkalı, İdris’i vakadan bir gün evvel İmamköy tarafına giderken gördüklerini söylediler…

Bu kadarı yeterdi. Üst tarafını candarmalar söylettiler…

İdris İmamköy Camii’ni bayram namazında nasıl soyduğunu anlattı..

Şimdi İmamköyü’ne gidiyorlardı.

İdris düşünüyordu; adamakıllı dalmıştı.

Bu dakikada aklında, ne yediği dayak ne de yiyeceği yedi sene vardı. Onun zihnini büsbütün başka bir şey, başka bir düşünce dolduruyordu.

Bu düşünce ona dayaktan ve hapisten daha acı geliyordu.

Fazla işlemeye alışmamış olan kafası bir çare arıyor, bulamıyor, sıkıntısını, dışarıya fırlayan gözlerinde, yüzünün birbirine karışan sinirlerinde gösteriyordu.

Düşündüğü şey şuydu:

İdris dayak yerken, köyü soyduğunu söylemişti. İş bu kadarla bitmiyordu. Deliller de lazımdı. Bunun için paraları ve gümüş saatleri nereye koyduğunu söylemek icap ediyordu.

Ne parası? Ne gümüş saati… Hatta ne soygunu?.. Fakat söylemek lazımdı… Sopa, dipçik ve tekme dayanılır gibi değildi. Beyni kafasından fırlayacak gibi oluyordu: Ne söylesin?

-İmamköyü’nü ben soydum!- demek kolay… Fakat paralarla gümüş saatleri meydana çıkarmak zor…

Hem çok zor…

Değnekler, tekmeler, dipçikler kalkıp iniyordu. Bayılacak gibi oldu. Gözleri karardı. Elini hafifçe kaldırdı:

-Diyivereceğim!- dedi.

Candarmalar bıraktılar. Yüzüne su serptiler. Bir sigara verdiler. O zaman İdris ilk aklına gelen ismi söyledi:

-Paralar İmamköyü’nde kahveci Süleyman Ağa’da!- dedi.

Dayak kesilmişti. İdris’in de o zaman düşündüğü yalnız buydu. Fakat İmamköyü’ne doğru yola çıkınca büsbütün başka şeyler düşünmeye başladı. -Yandı garip Süleyman Ağa!- dedi

Süleyman Ağa, kendi köyünde olsun, İmamköyü’nde olsun, ona hala yardım eden bir tek kişiydi. Kahvesinde yatacak yer verir, ona nasihat falan ederdi.

Nereden aklına evvela bu zavallının ismi gelmişti?..

Şimdi candarmalar, hiçbir şeyden haberi olmayan ihtiyarı yatıracaklar ve döveceklerdi. Gebertinceye kadar döveceklerdi.

Süleyman Ağa: -Bilmiyorum!- diyecek, binbir türlü yemin edecek, fakat dayağı yiyecekti. Titrek sesiyle yalvaracak, anlatmak isteyecek, kıvrım kıvrım kıvranacak, fakat dayağı yiyecekti.

Ak sakallı ihtiyarın, sakallarından yaşlar akarak ağladığını görür gibi oldu. İhtiyarın iki kat olmuş beline tekmelerin, dipçiklerin indiğini görür gibi oldu. Beyaz, gür kaşların altında, feri kaçıp dışarı fırlayan iki gözün kendisine dikildiğini, -beğendin mi ettiğini, İdris!- demek isteyerek baktığını görür gibi oldu.

Beline tekrar bir dipçik yemiş gibi inledi.

Candarmaların biri ona yandan bir göz attı… Sonra bir sigara daha çıkarıp verdi…

İdris sigarayı göbeğinin üzerinde sallanan kelepçeli elleriyle yakalayarak ağzına götürdü. Sıkı sıkı bir iki nefes çekti.

Beş on adım daha gittiler…

Sigara İdris’in ağzından düştü…

A-ah… Bunu yapamayacaktı…

Karşıdan İmamköy görünmüştü… Evvela bir iki uyuz ağaç, sonra birkaç kerpiç ev… Beş on çıplak çocuk…

Yüz adım daha… Sonra köye geleceklerdi… Ve Süleyman Ağa.

İdris etrafına bir bakındı… Şosenin sağ tarafı fundalıktı. Candarmalara baktı: Silahları ellerinde gidiyorlardı.

Bir sıçradı, hendeğin öbür tarafına atladı, düştü, tekrar kalkarak fundalıkta koşmaya başladı. Candarmalar -şırrak- diye mekanizmaları açıp kapadılar, ondan sonra iki tok ses… Havada kısa ve keskin bir vınlama oldu, İdris olduğu yere yıkıldı.

Candarmalar yanına koştular. Ağzından ince bir çizgi halinde kan geliyordu. Gözlerini açtı: -Süleyman Ağa’nın bir şeyden haberi yok…- dedi: Başı yana düştü. Ağzından tekrar ve çok kan geldi. Tekrar gözlerini açarak: -Benim de…- dedi.

Gözlerini bir daha kapayamadan hafifçe gerildi. Olduğu yerde dimdik kaldı.

(Sabahattin Ali, 1933)

Benzer içerikler

  • Guy de Maupassant – Bayan İnci
  • Guy de Maupassant – Bir Ana Baba Katili
  • Guy de Maupassant – Otel
  • Sait Faik Abasıyanık – Dülger Balığının Ölümü
  • Guy de Maupassant – Sauvage Nine

İSTATİSTİKLER

Çevrimiçi ziyaretçiler: 0

Bugünün ziyaretçi sayısı: 69

Toplam ziyaretçi sayısı: 4.517.897

Bugünün görüntülenme sayısı: 109

Toplam görüntülenme sayısı: 9.784.953

POPÜLER İÇERİKLER

  1. Şükrü Erbaş - Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz (376.249)
  2. Anonim // Her Şey Sende Gizli (163.299)
  3. Cahit Sıtkı Tarancı - Otuz Beş Yaş Şiiri (152.672)
  4. Birhan Keskin – Kargo (79.079)
  5. Şükrü Erbaş - Senin Korkularını Benim İnceliğimi (67.624)
  6. Attilâ İlhan - Ayrılık Sevdaya Dahil (48.684)
  7. Sabahattin Ali - Kamyon (42.981)
  8. Sabahattin Ali - Ayran (39.334)
  9. Adnan Yücel - Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek (38.914)
  10. Nâzım Hikmet - Fevkalade Memnunum Dünyaya Geldiğime (38.713)

ARŞİV İÇERİSİNDE ARA

TAKİP ET


Instagram @ufukluker
Instagram @ufukluker

YENİ

  • Ahmet Telli — Bedreddin Üstüne Dörtlükler
  • Ahmet Telli — Hayatın Uçurumlarıdır Yalnızlıklar
  • Ahmet Telli — Sevdalar Duman Olur
  • Ahmet Telli — Sessizliğin Yorgun Güzü
  • Ahmet Telli — Boğuntunun Yılan Isırıkları

RSS [Kişisel] SON OKUDUKLARIM

  • Kayıp Kızın Hikâyesi (Napoli Romanları, #4)
  • En Alttakiler
  • 11. Peron
  • Terk Edenler ve Kalanlar (Napoli Romanları, #3)
  • Yeni Soyadının Hikâyesi (Napoli Romanları, #2)
  • Ötekilerin Başkenti
ETİKETLER
Bertolt Brecht Anonim Metin Demirtaş Orhan Veli Kanık Haydar Ergülen Fazıl Hüsnü Dağlarca Cahit Sıtkı Tarancı Eugene Guillevic Özge Dirik Salah Birsel Enis Batur A. Hicri İzgören Ercüment Behzat Lav Sabri Altınel Yılmaz Güney Nâzım Hikmet Metin Eloğlu Bejan Matur Talip Apaydın Ahmed Arif Louise Gareau Des Bois Nicolae Dragos İsmail Uyaroğlu Turgay Fişekçi Abdülkadir Bulut Mehmed Kemal Resul Rıza Tove Ditlevsen Jesus Lopez Pacheco Konstantin Simanov Oruç Aruoba Mehmet Başaran Günter Kunert Suat Derviş Özdemir Asaf Süleyman Nesip Can Yücel Hasan İzzettin Dinamo Özdemir İnce Attilâ İlhan Adalet Ağaoğlu Memet Fuat Erdal Öz Refik Durbaş Behçet Necatigil Yaşar Nabi Nayır Sezai Karakoç Zafer Ekin Karabay Behçet Kemal Çağlar Abdülkadir Budak Ziya Osman Saba Cahit Zarifoğlu Ömer Bedrettin Uşaklı Oktay Rifat Nikola Vaptsarov Dido Sotiriou Kenneth Rexroth Metin Altıok Asım Bezirci Heinz Kahlau Vasko Popa Veysel Öngören Kemal Burkay Bedri Rahmi Eyüboğlu Necati Cumalı İsmet Özel İlhan Berk Halim Şefik Güzelson Türkan İldeniz A. Kadir Vyaçeslav Ivanov Fethi Giray Füruğ Ferruhzad Ahmet Telli Fakir Baykurt Sinan Kukul Fang Vei Teh Behçet Aysan Edip Cansever Adnan Yücel Vecihi Timuroğlu Murathan Mungan Faruk Nafiz Çamlıbel Kerim Korcan Ümit Yaşar Oğuzcan Aziz Nesin Oktay Taftalı İlhami Bekir Tez Barış Pirhasan Sennur Sezer Kemal Özer Altay Öktem Berin Taşan Lale Müldür Kutsiye Bozoklar Cahit Irgat Hilmi Yavuz Şükrü Erbaş Erdal Alova Gülten Akın Yaşar Kemal Gabriel Celaya Blas De Otero Konstantinos Kavafis Ahmet Ada Vedat Türkali Müştak Erenus Nahit Ulvi Akgün Kahraman Altun Sait Faik Abasıyanık Oğuz Atay Ahmet Necdet Vladimir Mayakovsky Paul Eluard Conrad Aiken Şükran Kurdakul İbrahim Karaca Cahit Külebi Yaşar Miraç Yi Men Orhan Kemal Yannis Ritsos Melih Cevdet Anday Suat Vardal Hasan Hüseyin Korkmazgil Pablo Neruda Miguel Hernandez Ece Ayhan Sandor Petöfi Adnan Binyazar Landscape Ahmet Oktay Ingeborg Bachmann Neşe Yaşın Birhan Keskin Özkan Mert Sabahattin Ali Suat Taşer Philippe Soupault Ülkü Tamer Rıfat Ilgaz Goethe Ahmet Erhan Gülseli İnal Peter Abrahams Orhan Murat Arıburnu Afşar Timuçin Sandor Forbath Cevat Şakir Kabaağaçlı Bilgin Adalı Yorgo Seferis Cengiz Bektaş Jose Marti Akgün Akova Mehmet Yaşin Sun Yu-T'ang Guy de Maupassant Hasan Basri Alp Nihat Behram Seyhan Erözçelik Ahmet Muhip Dranas Tevfik El Zeyyad Hasan Biber Adnan Özer Feyzi Halıcı Kemalettin Kamu Enver Gökçe Arkadaş Z. Özger Süleyman Çobanoğlu Kostas Kleanthis Louis Macneice Liana Daskalova Asaf Halet Çelebi Turgut Uyar Cevdet Kudret Yılmaz Odabaşı Federico Garcia Lorca Ozan Telli Cemal Süreya E. E. Cummings Ataol Behramoğlu Celal Sılay Sabahattin Kudret Aksal Arif Damar Bekir Yıldız
by Ufuk Lüker
  • 500px
  • LinkedIn
  • Youtube
Can Yücel – Bi Sen Eksiktin AyışığıŞair Duyarlılığı
Sayfanın başına dön