Afşar Timuçin – Arzu İle Kamber

Horasan çarşısı sessiz
Alınca bir yerine iki almalı adam
Ey biri beş sayan bezirgan
Tutkuyu anlar mısın
Saçak saçak uçuşurken serçeler

Horasan çarşısı uzun
Düşününce aşk düşünmeli insan
Ey çarşıda dolaşan alıcılar
Bir bilseniz sevinç ne güzel şeydir
Büyük büyük kaçışırken korkular

Horasan çarşısı çirkin
Halılarda uçan güzel turnalar
Bu yalnızlıkta nasıl durursunuz
Toza bulandı çocuk gözleriniz
Çabuk kaçın Horasan çarşısından

Horasan çarşısında bir çocuk
-Yalnızlık sızıyor duvarlardan-
Kanadı kırılmış bir kuştu çocuk
Saçları yorgunluktan ve tozdan
Rüzgarlandı içindeki korkuluk

Horasan çarşısında kadınlar
Korkular kuşkular ve şarkılar
Dalgalanır dururdu boşluklarda
Horasan çarşısından umut yok
Deyip ağlardı çocuk

Gülerdi gül gözleriyle aydınlığa
Bir yanda sessizce oyuna dalardı
-Kamber Kamber Kamber
Ses öfkeden yanardı
Oyununu bırakır işe koşardı çocuk

İnce bir yoldur zaman
Atlarla çok uzaklara taşınır
Anılar bulutlanır
Anılar yalnızlıktır
Duran bir sudur zaman

Duygusuz bir yoklukta gider gelir
Bir onmazlıktır zaman
Düşlerden sıçrayarak uyanılır
Bir gün döner bakarsan
Duran bir sudur zaman

Rüzgarda bir korkudur geceleri
Kavaklarda yalnızlığı başlatan
Ay günlerdir değirmi
Bir boşluğu durup durup okşayan
Duran bir sudur zaman

Horasan çarşısı bitti Kamber’e
Babasını tek kurşunla vurdular
Anasını bilmezdi
Horasan çarşısında Kamber’i
Bir saksı çiçek gibi soldurdular

Bir kiraz gibi düşürdüler yere
Dünyayı yok ettiler Kamber’e
Kamber ağladı sustu
Kamber daha çocuktu
Bir umuttu üçe beşe böldüler

Kamber i Horasan çarşısından aldılar
Kocaman bahçeli bir eve götürdüler
Kamber’e bir ana bir de baba buldular
Yanar dururdu Kamber
Çocukluğu Kamber’e çok gördüler
Arzu evin tek kızıydı
Yeni kardeşi oldu Kamber’in
Bahçe büyüktü
Elmalar kırmızıydı
Rengi mora çalardı sevinçlerin
Gök ağaçlar arasından dallanmış görünürdü
İlkyaz boyu çiçekler yarışırdı
Düşlerinde menekşeler uçuşurdu Kamber’in
Zaman sabah açan akşam solan çiçekti
Her günbatımında kıpkırmızı üşürdü
Uyurdu yavaş yavaş yokluğunu
Sabahla uyanırdı
Gök uzak bir denizdi
Güneşin çok uzağında dalgalanırdı
Soluğu kesilirdi Kamber’in
Arzu’nun saçları yumuşaktı
Bakışlan tutkundu
Dağlar uzak adalardı uzak denizlerde

Artık Horasan çarşısı yok
Zaman tahtalar gibi tozlanmıyor
Sabahlar kırgınlıklarda beyazlanmıyor
Horasan çarşısı çoktan bitti
Halılardan çoktan kaçtı turnalar

Arzu’nun gözleri bir sevgiye bakıyor
Zaman dinginliklerde yavaşlıyor
-Her gün biraz daha göklerindeyim senin
Her gün daha çok kanatlıyım
Daha sonsuz geliyorum uzaklarına

Kamber bir gül koparıyor Arzu ya
Dallar yavaş yavaş rüzgarlanıyor
Tutku sessiz bir uykuya dalıyor
Dinmez bir akış oluyor yamaçlar
Gelip birden konuyor saçlarına

Arzu bir gün dedi ki Kamber’e
Güller asmalar zambaklar
Bütün çam ağaçları
Saklamak istemez ne rengi ne kokuyu
Ne bütün bir güzelliği saçak saçak
Sandığımızdan beyaz adalardır bulutlar
Durmadan seğirir bir yağmura
Yağmak için yapıldığını bilir
Kollamak bir rüzgan kopmak için dalından
Günleri eğirmek bekleye bekleye
Bir yıkım olursa neye yarar
Çabuk davranmalıyız
Umutsuzlar korkaklar sevgisizler
Biraz daha geç kalırsak sevinci yıkacaklar
Ekini ovada unutacak ekinci
Her şey bizde bitmeyecek elbette
Belki her şey bizimle başlayacak
Ürkek bir ceylandı diyecekler ..
Bir kuştu uçtu yuvasından
Büsbütün büyüdü bütün sarp kayalara
Bir kuştu uçtu yuvasından
Bir daha geri dönmedi ağaçlara

-Çiseler durur ışıklar akşama
Ağaççilekleri çobanpüskülleri çiğdemler
Beni alır götürür sonsuza
Ilınmaz hiçbir rüzgarla tutkum
Bitmezlikte güneşi giyinirim
İğdeler çiçeklenir
Her baktığım yerde seni görürüm

-Konaklayıp bir umutta eritmek zamanı
Durulmak kandırarak tutkuları
Sevinçleri bekleyişle geçiştirmek
Bir bitişi anlatır yoksamakla
Dayanamam ölürüm

-Benden yana seninle başlayacak
Bütün çoğalmaların tek anlamı
lkiyken sonsuz olmak
Kesin seni duymakla başlayacak
Sonsuza gökler gibi koşacağım
Bir uzayı hiç durmadan yürüyerek
Bir gün bile kalmadan durgunlukta
Kamber dedi ki Arzu’ya
-Bütün çirkinlikleri utandırmak için
Tanrılaşan bir sevgi gerekirdi
Gülünç olsun diye bütün iğrençlikler
Bir sevgi gerekirdi
Işıklanyla bütün bir olmazlığı yıkayan
Yücelerek yüceye inandıran
Bir sevgi gerekirdi korkulara
Tutkuyu inanç diye getirerek dünyamıza
Içimize bir güneş gibi doğan
Kuyularda su dağlarda kar
Denizlerde mavilik kadar dönülmez olan
Bir sevgi gerekirdi boşluklara
Bir sevgi gerekirdi sarsılmayan
Bin savaşta çökmemiş kaleler gibi
Umutlar gibi ses verip uzaktan
Bir gün yakına getirip kendini
Hiçbir gize sığınmamış bir doğru
Gibi birden ışıyan
Bir sevgi gerekirdi bitmişliğe
Bir sevgi gerekirdi en başından

-Ben bir yüceyi istesem
Yaratabilir miyim gözlerinle
Hiç kırılmayan bir dal olmak
Dalgalan hiç dinmeyen bir deniz
Hiç durmadan güneşe açık bir gök
Dinmeyen direniş sönmeyen ışık olmak
Ummak kadar kolay mı

-Yanılır da yüreğimiz
Bir olmaza boyun eğiverirse
Kesin gülünç düşeriz

-Yoksa ben gözlerimle anlamışım
Her tutkunun yolu yüceden geçer
Her güzeli duruşunda görmüşüm
İyiyi umudunda tanımışım
SevincinIe sevinmişim
Seninle bir direniş inancı getirmişim
Her başlangıca ve her bitişe
Bırakın görünmeden büyüsün
Taşlar arasından bir gün uzanıverir
Beklenmediği yerde bir sabaha

Bırakın görünmeden büyüsün
Görünmeden giyinsin dikenlerini
Yoksa gelir biri koparıverir

Morluğunu taksın yaprağına
Kendini ince ince işlesin
Önce güzelliğini yaratsın

Bırakın görünmeden büyüsün
Büyümeden açılmasın rüzgara
Soluk soluğa doğmasın zamana

Bırakın bir ara yalnız kalsın
Kendini anlasın uzun uzun
Anladıktan sonra gelsin sabaha

Arzu’nun anasıyla babası
Sezdiler bu sevgiyi
Büyümeden yokedelim dediler

Arzu’nun anası çıkıştı kızına
-Kamber senin kardeşin
Nasıl ona bir başka gözle bakabilirsin
Sonra nasıl kardeşim dersin ona

Arzu dedi ki anasına
-Böyle çıkışma bana
Sevgide bir ayırımım yok benim
Ben sevgimi ayırmam üçe dörde
Sevdiğimi tek sevgiyle severim
Sevgiyi kendim yaratmadım ki
Hazır buldum kendimde
Senin sevgiden korkun ne ki
Kamber benim kardeşimse kardeşim
Kamber benim daha çok can yoldaşım
Yalansa kendim uydurmadım ki
Ben Kamber’i sevmekten öte sevdim
Sevmekle bir kötülük etmedim ki
Arzu’nun babası çıkıştı Kamber’e
Aramıza sonradan geldin ama
Seni kendimiz kadar sevdik
Arzu senin tek kardeşin dünyada
Nasıl ettin sevmeye kalktın onu
Benim aklım ermiyor bu yanlışa

Kamber de dedi ki babalığına ,
-Sevgi aklın yetmediği ülkedir
Ben anlasam sana da anlatırdım
Kendiliğinden doğdu
Kendiliğinden ışıdı ufukta
Ben hiçbir şey yapmadım
Kızma bana
Git dersen bugün çeker giderim
Unut dersen o benim işim değil
Kendiliğinden esti
Kendiliğinden geldi bir yaz gibi
Bir de baktım ki konmuş dallarima

Ana ve baba sessizce geçiştirmek istediler
Zaman bu sevgiyi unutturur dediler
O günden sonra Kamber her gün toprakta çalıştı
Arzu iş işledi odasında
Birbirleıiyle karşılaştıklarında susarlardı
Sözleri çok aşan bir susuşla

Birlikte olmak hem bir güzellikti onlar için
Hem dayanılmaz bir zindandı
Konuşmadan anlatmadan bilmeden
Yalnızca duruşlarda okumak duyarlığı
Her gün daha zor geldi ikisine de

Büsbütün ayrılmaktan iyiydi ama
Kapılar kapatıldı mı bir tutkuya
O tutku ya çılgınca taşmak ister
Bütün yakınlığı tutan kapıların dışına
Ya da çekip gitmek ister
Kimselerin bilmediği uzaklara
Tutku bir umutsuzluğu beklemekle avunmaz
Zaman bir gül dalıdır
Açılır her sabahta bir ilkyaza
Her akşam kırmızıdır
Zaman boş bir tarladır
Tohumlanır tutkuya
Sevgiye her sevinçte inançlanır
Zaman boş bir kuyudur
Sularla beyazlanır gecelerde
Sevgiyle ışıklanır
Zaman bir yalnızlıktır
Seni sende tutarsan
Zaman gür ormanlardır birdenbire
Zaman bir çocuk yüzüdür
Sevildikce büyür güzelliğini
Zaman bir gül dalıdır
Günler geçmek bilmedi
Ne gün doğdu sabaha bir çırpıda
Ne yılları yürümeden akşam oldu
Saatler bir yüzyıldı
Uzardı geleceğe kavgalarla
Sessizlikte bitirirdi kendini
Çağlardan daha büyüktü günler
Ağır ağır taşınan bir kurguydu
Dağlar gibi uzaktan uzağa
Aydınlıktan kaçardı saklana saklana
Iür ateşti görünmemek için
Dumanlarını kendine gömerdi
Arzu bir gün Kamber’e dedi ki
-Bitmeyecek bir acıyı yürümek sonuna kadar
Sana nasıl geliyor bilmem ama
Dayanılır gibi değil
Senden ayn olmak ve inanmak sana
Sonu yok bir gidiş gibi geliyor bana
Yıkacaklarsa yıksınlar
Gücüm kalmadı artık
—Gel isteyelim bunu onlardan
Yapılamaz bir şeyse yıkılsın
Her gün biraz daha büyüyen tutku
Sönmek için umut bilsin umutsuzluğu
Onlara diyelim ki
Işte hazır iki can
Ayrmaksa ayırın yıkmaksa yıkın artık
Öldüımekse öldürün
Dayanılır gibi değil
Aralansın bu karanlık .
Sevgimiz güçlüyse yaşar gene
Gene sensizliği yokluk bilir
Güçlü değilse sönecektir
Yaza vurgun kar gibi eriye eriye
Öleceği varsa ölür
Yeter ki sürmesin bu sessizlik
Bir gün ikimizi de sağır eder
Özlem nasıl bitecekse bitsin artık

Kamber de dedi ki Arzu’ya
-Biz sevgimizi ölsün diye yaratmadık
Can vermelidir vuruşa vuruşa
Ya da yaşamalıdır
Ama direnecek gücü yoksa
Söyle onlara bitirsinler

Arzu dedi ki Kamber’e
-Baştan güçlüyüm sandım
Dağlar denizler kadar
Yazık baştan beri savaşamadım
Bir yanda senle olmak sarp kayalar
Bir yanda sensiz olmak bir uçurum
İki arada kaldım

Kamber de dedi ki Arzu’ya
-Mutluluğunun en güzel yerine
Bir karakış gibi geldim bilmeden istemeden
Gene karakış gibi
Birdenbire çekilen bir bulutla giderim
Biliyorum çoktandır uzaksın güneşten
Işığa ve maviye özlemlisin
Bir iki fırtınadır en sonunda
Eksiksiz gökleri başlatmak için
O kadar öfkelenme karakışa
Karakış da yaza değişmek için
Yeter ki git de bana
Git de bugün gideyim

Arzu koştu anasına
Dedi ki
-Cellattan da mı kötüsünüz
Yeter artık bitirin
Bir adamı bir kere öldürürler
Aralıksız çekmezler ipe her gün
Öldüğünü anlayınca diriltip
Yeniden öldürmezler
Yeter artık bitirin
Kamber’i atın evden
Tutup beni de evlendirin
Yapın bunu
Bir gün bile sönsün istemezseniz kinim
Sizi kötülükten de büyük saymam için
Yağlayın ipinizi cellatlarım
Darağaçları kurun gönlünüzce
Yaşamayı direnmeyi bilmeyenler deyin
Böyle iğrenççe çekilirler ipe
Sonra yazın taşımın üstüne
Savaşlarda ölmedi
Getirdi boynunu uzattı ipe deyin

Anası Arzu’ya dedi ki
-Seni ipe çeken varsa babandır
Bu aşk bitmezse vururum Kamber’i diyor
Yakında seni evlendirecek
Üç güne kadar görücü geliyor
Seni isteyen bir başka şehirden
Ömrün boyu Kamber’in yüzünü
Üç kere ya görür ya görmezsin
Sen onu unutursun
O da seni unutur
Tasalanma onun da anasıyım
Arzu da Kamber de tek kişi benim için

Arzu’nun annesi o gece dedi ki kocasına
-Arzu artık Kamber’i istemiyor
Atın bu kötüyü evden diyor
Ben sana demedim mi
O da anladı sonunda başına geleceği
Kamber salağını önce bir güzel dövmelisin
Sonra da bir tekmeyle atmalısın evden
Önüne baka baka giderken
Beynine bir kurşun sıktırmalısın

Kamber gün doğarken usulca çıktı evden
Şöyle dedi giderken

Bırakıp gitmek çok uzağa
Bırakıp gitmek azalmışı
Bırakıp gitmek çok uzağa
Bırakıp yalnızlığında yarım kalmışı

Bırakıp gitmek zamanların
Getirdiği yorgun dinlenmişliği
Bırakıp gitmek dinmişliği
Aralıksız anısıyla çağların

Bırakıp gitmek akşamların
Kuşkular sızdıran şarkısını
Bitmişliğin bizde kalan anısını
Sessizce bir kıyıya bırakıp gitmek

Bırakıp gitmek uzaklara
Koparak balçığından anıların
Bırakıp gitmek kendisiyle
Bir ömür boyu aldanmışı

Duymazlığında bırakıp gitmek
Ölümleri gökler genişliğince
Bırakıp gitmek her şeyi
Buzdağları gibi yerli yerinde
(Sen de her savaşçı gibi kendini
Ölüme ve ayrılığa alıştırıyorsun
Güzel kavgalar için

Eski bir gemi batar gibi batınca şehir
Eksiksiz bir karanlığın sularına
Senin gözlerin savaşlara parlar

Yalnızlıktan kaçamadığın zaman
Yalnızlığı en yakınına getir
Dedikleri kadar korkunç değil akşam
Hatta bazı akşamlar kadifedendir

Sarsınca mavisizlik göklerin dengesini
Akşam bildik bir konuktur ülkemize
Sana der ki – inançta yalnızlıkları bırak

Yalnızlıktan şehirler kurmak istemezsen
Çık şehir dışına dağlardan bak
Sen de her savaşçı gibi kendini
Bir gün geri dönmemeye alıştır)

Güneş yükseldi
Işıklarını vurdu yere yer yandı
Akşam oldu gece bastı tanyeri ağardı
Üç gün yol gitti Kamber
Yemyeşil bir şehre vardı
Sabahtı

Üç günlük ekmcğinin son kırıntısını yedi
Son yudum suyunu içti matarasından
Bir ağaç gölgesinde uyuyakaldı
Biraz sonra bir el sarstı Kamber’i
-Ey yabancı burada açıkta yatma dedi
Uykun varsa sana yatak serelim

Yaşlı adam tuttu kolundan Kamber’in
-Anlat dedi nereden gelir nereye gidersin
İşin ne yurdun nere sen kimsin
Kaç gün yol yürüdün ki yorgunsun bu kadar
Ayrılmaktan mı gelirsin kavuşmaya mı gidersin
Gel şurası evimdir dinlen biraz
-Horasan çarşısında çocuktum
Bir sabah babamı tek kurşunla vurdular
Anam yoktu yalnız kaldım
Tutup beni başkasına verdiler
Gün geldi Arzu’ya tutuldum
İkimizi ayırdılar
Çıktım yollara düştüm
Üç gün üç gece yol yürüdüm
Ağacın dibinde sızdım
Sen uyandırdın beni

Yaşlı adam dedi ki Kamber’e
-Desene yiğit yalnız kaldım
Tutunduğum dallar hep kırıldı desene
Desene göklerde barınamayan kuştum
Vurulmamak için kaçtım desene
Ben de bu evde bu bahçede
Umutsuzluk kadar yapayalnııım
İstersen burada kal gitme
Can yoldaşım olursun
Gün gelir sevdiğine kavuşursun
Ya da unutursun yavaş yavaş
Ayrılığı kendine yıkım etme

İnce bir dokunuşla aralanır geçitler
Dağlar yeniden tükenir yeniden kurulmaya
Zaman geçer günün çemberlerinden
Yokluğunda kışkırtılmış kurgular
Yeniler kuşkuları
Başlar umutlanmaya

Saçın gökyüzlerini kurduğu çağdan beri
Doğa böyle bir olay görmemişti
Sardı gözlerin zambakları
Akşamlar güne doğru çiçeklendi
Varlığın onaylandı
Her gün sonsuza doğru

Dağlar yeniden ağarır
Çarpan bir yürek gibi
Yeniden kurulmaya
Gene yağmurlar iner seni benden sormaya
Gene kuşkular geçer adınla unuttuğum
Göçlerden döner kuşlar

Akşam her gidişinde seni anar
Der ki -alışılmıyor yokluğuna
Bütün çıkış kapılarını tuttun
Kapadın geçitleri

Bir gün yaşlı adam dedi ki Kamber’e
-Geceden sonraki ilk ışıklar
Bize söyler ki gün doğacak
Işıklar gelmeden günü bekleme
Karlar erirken yüzüne vuran sıcak
Yemyeşil zamanların elçisidir
Ayazlardan umamayız yazları
Bulutsuz yağmurları ummak olur
Yüreksizlikte ummak sevgileri
Küçücük rüzgarlardan
Bir fırtına gücü beklemek haram
Biz yaratılmışlığa yetmeyeniz
Yaratarak varoluruz her tutkuya
Hoşgör bilgiçliğimi
Bir şey söyleyeceğim kızma bana
Bitmez düşüncelerle yok etme kendini
O da yaratacaksa git yarat birlikte
O bir kaçaksa yaşamakta
Sen bir başka kaçaksan
Boyun eğmelisin bu sessizliğe
Dediğin gibi ölmez bir tutkuysa
Nasıl olsa gelip bulacak seni
Dediğin gibi bir tutku değilse
Seni nasıl olsa unutacak

Gelin biz Arzu’dan haber verelim
O savaşlar yılgını tutkuludan
O güzelliğin adını analım
Ne kadar anlatsak azdır diyelim
Yılgın diye geçmeyelim biz ondan
Görücüler beğendiler Arzu’yu
Armağanlar sundular
Yaz bitmeden düğün yapılsın istediler
İki günde bir gelip yokladılar
Hazırlıklara başladılar

Ama Arzu kendinde değildi
Tek söz bile etmeden kimseye
Boyun eğdi yazgısına köşesine çekildi
Ağladı ağladığını göstermedi
Sıçrayarak uyandı kaç gece uykusundan

Her sabah cama konan bir kuşla dertleşirdi
Kuş derdi ki -Kamber çok uzaklarda
Ne yaparsan yap bu işe başlama
Ya da çağır onu gelsin
Eğer gelmezse boyun eğ yazgına

Düğün günü yaklaşırken
Arzu dedi ki anasına
-Kamber’i düğünüme çağırın
Son olarak görmeliyim onu
Nerede buldurursanız buldurun
Size kesin söylüyorum
Kamber’siz düğün olmaz
Gönlünü almalıyım
Beni hoşgör demeliyim
Bağışlasın önce beni
O zaman rahatça gidebilirim
Bunu böyle kesin söyle babama
De ki düğün için Kamber’i istiyor
Gelmezse gitmeyecek

Anası yalvardı ama dinletemedi
Konuyu o akşam açtı kocasına
Adam küplere bindi
-Kamber’le ikisi bir dolap çeviriyor
Buldururum buldurmasına ama
Düğünden sonra bir kurşun sıkarım kafasına
Bunlar beni gülünç etmek istiyor
Zamanı boş geçişlerde eskiten
Bir tutkudur biterse kalmaz adı
Tutkuyu yontulara yazan yazdı
Geçen geçti en zorlu geçitlerden

Sen bir nisan sabahını uyurken
Limonlar çoktan çiçek açtı
Sen usulca düşünürken kavgayı
Çoktan sıyrıldı kılıçlar kınından

Görünüşlerde bulup ölmezliği
Kendini hiç karşılıksız öneren
Sanki bütün şiirlerden ne kaldı
Yalnızlıklar umudu söylemezken

Gözlerin gene sevdaya daldı
Dar odalarda geçip giden
Onlar senin umudunda dağlardı
Payını ilk alandı güneşlerden

Geceye doğru ay yürüdü
Gümüşlenen sulara doğru koştu kuşlar
Sessizlik dalga dalga uyudu
Düş görmeye başladı kuşkular
Ağaçlar sallanmadı rüzgarda
Dingin bir yokluğa durdu dallar
Çok uzaklarda bir sonbahar
İlk serinliğini yolladı karanlıklara
Zaman sustu saatler konuştu
Tıkırtılarla söylendi durmuşluğu yavaşça
Arzu başucundaki ışığı söndürdü
Bir atlı sessizce şehirden çıktı
Atını hızla sürdü uzaklara
Kimseye duyurmadan nal seslerini
Gün doğan yere doğru uzaklaştı
Atlının üstüne gün ağardı
İlk kuşlar öttü uyanan sulara
Ay ışıklarını sardı sarmaladı
Kimsesiz bir beyazlığa büründü
İlk parıltılarda uyandı ağaçlar
Gün yeşerdi ufukta
İlk uyanışın sesleri koyuldu
Arzu daldı uyudu
Rüzgar vurdu kuşların kanadına
Güneş dağların ardından yükseldi

Atlı Kamber’i günlerce aradı
Yaşlı adamın evinde buldu
Arzu’dan selam getirdi
Yakında düğün olacak
Seni düğüne çağırıyorlar dedi
O gece konuk oldu Kamber’e
Ertesi sabah atına atladı
Kamber’den aldığı mektubu
Katladı koynuna koydu
Akşama doğru Arzu’ya verdi gizlice

Kamber’in mektubu der ki
-Umulmadık yerde doğan gün gibi
Çağrınla vuruldum yeniden
Üç güne kalmaz gelirim
Bir gece yarısı pencerenin altında
Bir atlı bekleyecek
Seni bilinmez ülkelere götürmek için
Günü doğana kadar inmezsen
Geldiği yoldan geriye dönecek
Üç güne kadar bir atlı
Pencerenin altına gelecek
O benim

Arzu’nun babasına dedi ki atlı
-Sevgiden çökmüş buldum Kamber’i
Gel dedim ama belki de gelmeyecek
Arzu’yu da biraz unutmuş gibi
Bir kız bulmuşlar ona
Sanırım yakında evlenecek
Neyse sen gene tasalanma
Düğün boyu kollarım gelirse
Giderken de kafasına kurşun sıkarım
Ama bunu duyurma kimseye
Ertesi gün düğün başlayacaktı
O gün öğleden sonra çalgıcılar geldi
Kırk gün kırk gece düğün yapılacaktı
Gelin alacaklar konağa yerleşti
Bir günde tam elli koyun kesildi
On iki kazan pilav kaynattılar
Terziler bir başka şehirden getirtildi
Her kişiyi ayrı ayrı süslediler
Hokkabaz oyununu talim etti
Zillerini parlattı köçekler
Rakılar bidonlarla indirildi mahzene
Ertesi gün düğün başlayacaktı
Düğüncüler erkenden yattılar

Bir ay doğduysa gündüze
Arzu’nun güzelliğidir
Boşuna süslemeyin
Yaraşmaz güzelliğe
Gözlerinin ağlamışlığı kalsın
Acısı vurmuş olsun yüzüne
Güzellik çok zaman acılıdır
Kendini zorlayamaz gülmeye
Giydirmeyin uzun beyazları
Olduğu gibi kalsın
İsterseniz saçına bir gül takın
Bir güzelliği anlatmaya yeter
Susturun çalgıcıları zamanı dinleyin
Kuşlar size geleceği anlatsın
Güzelliği süslemeyin
Önce yalnız olduğuna inansın
Sonra her şeyde arasın kendini
Bitmez bir güç olduğunu anlasın
Yücelsin ki dirençsiz ulaşılmasın
Bir zorvnluluk olsun
Güzelliği süsleyerek öldürmeyin
Her yücelik gibi sonsuza kalsın

Gece yavaş yavaş inerken
Odalara çekildi eğlenenler
Atlılar atlarını bağladı
Sarhoşlar biraz sonra sızdılar
Çalgılar biraz daha çalındı
Sonra bir sessizlik sardı her yanı
Köpekleri avluya saldılar
Bir atlı avluda dolandı
Arzu’dan Kamber’e haber götüren atlı
Ağaçların arasında gezindi
Köpekleri okşadı
Sonra yola doğru sürdü atını
Uzakta dörtnala bir atlı
Yaklaştıkça yaklaştı
Yanyana gelince selamlaştılar
Bir iki konuştular
Arzu’dan Kamber’e haber götüren atlı
Geri döndü
Arzu’nun penceresinin altında durdu
Yüzüne kocaman bir medil bağladı
Arzu koşa koşa indi aşağıya
Atın terkisine atladı
Atlı atını sürdü
Köpekler havlamaya başladı

Arzu’yu yolun başında indirdi
Arzu Kamber’le kucaklaştı
Arzu’dan Kamber’e haber götüren atlı
Hiçbir şey demedi
Atını batıya doğru sürdü
Arzu’yla Kamber doğuya gittiler
Dörtnala soluk soluğa
Arzu’dan Kamber’e haber götüren atlı
Güneşe yaslamıştı sırtını
Hep batıya doğru gitti durmadan
Arzu’yla Kamber güneşe koştular
Dörtnala soluk soluğa
Hiç bilinmedik yerlerden geçtiler
Pınarlardan su içtiler kana kana
Daha sonrasını biz de bilmiyoruz
Ama iyi biliyoruz gittiler
Kimselerin onları bilmediği uzaklara
Her sabah yeniden güneşe yetiştiler
Her akşam yeniden uyuttular güneşi
Ağaç diplerinde uyuyakaldılar
Önce umutlar gibi yalnızdılar
Sonra çoğaldılar umutlar gibi
Belki şimdi çoktan sonsuzlaştılar
Korkuyu hiç bilmeyen sevinçlerde

Çok uzak şehirlerde adları
Günün ilk ışıklarıyla yazılıdır
Bütün gün boyu anlatılır
Bütün gün ışıklarında masalları
Direnci korkulardan yarattılar
Korku onlardan beri tanınmadı
Umutları eksiksiz sevgidendi
Gün onları anarak doğar şimdi
Onlardan beri acı vermez
Güneşin yavaş yavaş batışı akşamları
Onlardan beri gün yenidir
Güzellik yüceliktir
Tutku başeğmezliktir
Onlardan beri zaman bir bitmezliktir
Onlar bize öğrettiler sonsuzlukları
Dünyamızda yılgınlık onlardan beri yok
Onlar yoketti bütün uzaklıkları
İnancı bize onlar sevdirdi
Direnişi onlar gösterdi bize
Zaman silse bile uzun çağları
Direnen bir güzelliği silmez onlardan beri