Vatansever Bir Şair: Şükran Kurdakul

Geçtiğimiz günlerde toplumcu şiirin usta ismi diye anılan, edebiyat alanında önemli yapıtlara imza atan şair ve yazar Şükran Kurdakul’u kaybettik. İstanbul Kızıltoprak’taki evinde 77 yaşında yaşamını yitiren Şükran Kurdakul bu uzun ömrüne anılmaya değer çok şey sığdırdı.

1927’de doğan Kurdakul, şiire çocuk denecek yaşta başladı. İlkokul çağlarında yazdığı şiirlerini ‘Tomurcuk’, ‘Zevklerin ve Hülyaların Şiirleri (1944)’ adlı kitaplarında topladı. Çok fazla geçmeden, lise çağlarındayken komünist faaliyette bulunduğu gerekçesiyle, ceza kanununun 141. maddesine aykırılık suçlamasıyla tutuklandı. Dört buçuk ay tutuklu kaldığı için okuldan da uzaklaştırıldı…

Kurdakul’a artık İstanbul yolu gözükmüştü ve ‘Beyaz Yakalılar’ isimli hikaye kitabında da anlatacağı gibi küçük memurluklar yapmaya başladı. Yaşamını depo memurluğu yaparak ve belli başlı dergilerin yönetimlerinde yer alarak sürdürdü. 1951’de Yeryüzü Dergisi’nde çıkan ‘Milli Kurtuluş Şarkısı’ isimli şiirinden ötürü yargılandı. Kurdakul bu yıllarda Nazım Hikmet’in etkisindeydi. Nazım Hikmet’in Kurdakul üzerindeki en büyük etkisi; şiirlerindeki ustalığı kadar, anti-emperyalist oluşudur. Bu, Kurdakul üzerinde büyük etki yaratıyordu. Daha sonraki yıllarda bu duygusunu;

‘İzmir’in içinde Amerikan neferi
Nereye baksam
Cemseler mi, cipler mi, arabalar mı…
Bu mu benim Güzelyalı’m,
Bu mu benim Karşıyaka’m
Bre dostlar gönlünüze sığar mı
İzmir’in içinde Amerikan neferi
Yiğit olan evinde durmaz gayrı’

dizeleriyle dillendirip vatanına olan sevgisini işlemiştir şiirlerinde…

Amerikan emperyalizminin cirit attığı memleketinde ‘Yiğit olan evinde durmaz gayrı’ diyerek, vatan sevgisiyle yanıp tutuşan insanlığa sesleniyordu. Amerikan emperyalizmine karşı, kavgaya çağırıyordu ‘Elleri yukarı, başları yukarı / Yaprak mı dökülürmüş İzmir’in kavağında’ diyerek…

1953 yılında bir kez daha tutuklandı. 68 günü hücrede olmak üzere toplam 2 yıl tutuklu kaldı. Sonuç: Yine aklanma… Sonraki yıllarda, çıkardığı kitapları toplatıldı. Fakat coşkusunu ve direncini kaybetmeden inancın şairliğini yapmaya devam etti.

Şiirlerinin yanı sıra deneme, öykü, edebiyat tarihi üzerine de kitapları bulunan Kurdakul çok sayıda ödüle de layık görüldü. TİP’te aktif çalışma yürüttü. 60’ların ikinci yarısında toplumsal muhalefetin yoğunlaştığı dönemde ‘İzmir’in İçinde Amerikan Neferi (1966)’ ve ‘Halkoyunları (1969)’ isimli kitapları yayınlandı. Kavgasını şiirlerine yansıtıyordu. O dönemde alanlarda okunup, kitleleri coşturan şiirlerin arasında onun şiirleri de bulunuyordu. Sonraki yıllarda edebiyat alanında araştırmalar yaptı. ‘Çağdaş Türk Edebiyatı – Meşrutiyet Dönemi’ adlı kitabının yanı sıra birçok şiir kitabı da yayınlandı.

77 yaşında hayatını kaybeden şair, yaşamı boyunca bilinç ve duygu egemenliğini, dirençle, tutkuyla ayakta tuttu. Bu kadar ürünü başka türlü çıkaramazdı zaten. ‘Aydın sendromu’nun bir hastalık olduğu günümüz dünyasında, bu ve benzeri etkilenme rüzgarının esintisinde, tarihsel işlev ve yükümlülüğünü bir şekilde korumak için çaba harcayan şairlerdendi. Böylesi dirençli ve inançlı hareket etmesindeki en büyük irade, şiirlerinde toplumcu bir yan takınması ve bağımsızlık bilincinin kendisinde yarattığı sorumluluk bilincidir, bakışındaki samimiyetidir. Sosyalist, anti-emperyalist düşünceleri besleyip şiirlerine yansıtan şair, yaşamını onurlu sürdürüp yılları devirmiştir. Hapis yatmış, egemenlerin gazabına uğramış ve buna rağmen, şiirden ve onurlu yaşamdan vazgeçmemiştir…

(Can Yıldırım)