Ufuk's Blog
  • Ana Sayfa
  • Şiir
  • Öykü
  • Müzik
  • Sinema
  • Yazın
  • Görsel
  • Kişisel
  • Menu Menu
Yazın

Şiir Unutmamaktır

246 görüntülenme

Unutmak, ölümüdür kişinin. Şiir, unutmamaktır. Belki de en çok bunun için seviyorum şiiri. Eğer vefalı bir şiir dostu iseniz, zaman zaman benzer duygular yaşarsınız.

Yaşadığınız günler, ömrünüzde bir tortu bırakmaya başladığında; hayat karşısında kendinizin ne kadar yalnız olduğunu düşündüğünüz de olur bazen. Hele bu tortuyu anlamak, çözmek, aşmak gibi bir derdiniz varsa, onu oluşturan ayrıntılar takılır beyninize.

Yaşadıklarınız ve tanık olduklarınız, sizin bir anlamda kendinizi yeniden oluşturmanıza yardım eder. Sırtınızda, bilincinizde bu ağırlığı hissedersiniz; ancak, adını koymakta zorlanırsınız. Hayata yabancı kalmanız için her düzenek hazırdır çünkü etrafınızda.

Siz, bu düzeneği başka bir dünyaya, kendi özel dünyanıza girerek çözebileceğinizi hissedersiniz. Orada şiir vardır. Orası, kötü olana kapalıdır. Bilincinizin orada yinelenmediğinin, yenilendiğinin farkındasınız. Orası işgal edilememiş bir alandır, siz o alanı hayat ile birlikte savunursunuz. Çünkü farkındasınız artık: Biz adını nasıl koyarsak koyalım; sonuçta, birilerine göre düzenlenmiş bir hayatı yaşamak zorunda kalıyoruz. Biz… Yani, hayatın tokatını her gün yiyenler… Buna layık görülenler, böyle kalması istenenler. Toplumsal bilinç dumura uğratılmışsa, kabul etmesek bile bu kurgulanmış hayat, bizim yazgımız olmaktadır. Beylik deyimle, “Bizim buna elimiz mahkum”.
Verili hayatın dışından bihaber olan veya bu dayatma hayatın gayri insaniliğini kavramaktan uzak kaldığı için, topluma “uyumlu” sayılan insan tipi, yabancılaştırılmış bu sahte dünyanın tabanı olmaktadır. Kurulu düzen, kendi değer yargılarını hakim kılarak; kimileri için cennet, kimileri için cehennem demek olan bu ilişkileri sürdürmektedir. Çünkü o da biliyor: Bu dayatma hayatın değer yargılarıyla beslenen, onları referans alan insan, istese bile daha insani bir dünyaya varamaz. Bunları düşünürken kafan allak bullak olur belki. Kendinle söyleşmeye başlarsın. Şiirde bu kadar diretmenin ne anlama geldiğini sorarsın kendine. Şiir yazmak için beynini zonklatırcasına sözcük ve dize avcılığı yapmak yerine, miskin miskin oturup duygulu bir film müziği dinlemek gelir içinden. Ama, bir şiire ait ilk sinyaller seni kendine doğru çekmeye başladığında, ondan kurtuluşun yoktur artık. O şiiri doğuruncaya kadar, beynin meşguldür. O şiir yazılmalıdır. Sonra tekrar düşünmeye başlarsın… Kimin için yazacaksın? Kaç kişiye ulaşacaksın, kaç kişinin duygularında bir kıpırtı yaratacaksın? Oluşturulan kitle kültürüyle, düş gücü daha doğarken boğulan insanların umurunda mı senin yazdıkların? Dahası, dünyanın bir kenar mahallesi sayılan ülkemizde, senin yazdıklarına “Yazılmasa da olurdu.” mu diyecekler… Ya da sen, “Bu insanlara şiir yazılmaz.” mı diyeceksin?

Bütün bu düşüncelerden sıyrılmak da yine şiirle mümkün oluyor. Eline aldığın bir şiir kitabı, seni kendine ait o tılsımlı dünyaya çekmeye başladığında anlarsın bunu. “Hayatı bir şiirden öğrendik.” diyen Zapatist önder Marcos doğru söylüyor. Çünkü, orada yılgıya yer yok. Duygularının onarıldığını, yenilendiğini hissedersin. Şiir gibi bir şiir okuduğunda, içinde bir depreşme duyarsın. İşte o zaman anlarsın şiirin boşuna yazılmış olmadığını. O şiirler, ister milyonlara ulaşsın, ister çok dar bir alanda sınırlı kalsın… İsterse bir tek senin için olsun. Önemi yok. İnsana yazılmış ya, o yeter. Artık, o şiir hayatın şiiridir bir anlamda. Dünsüz, bugünsüz, yarınsız bir moloz yığını yerine sahte olmayan bir hayattan sinyaller göndermektedir çünkü sana. Kayıp çocuktan bir mektup gibi, İhsan’dan bir selam gibi, bir kova kül içine saklanmış köz gibi.

Kim ne derse desin; şairler, acılı evlatlarıdır hayatın. Başkalarının şöyle bir bakıp geçtiği, dikkate almadığı, doğal saydığı birçok küçük ayrıntı onu yaralar, öfkelendirir, mutlu eder. O, bakıp da görülmeyen… Duyulmayan, gözden kaçan ayrıntılardan etkilenir. Ayrıntılar ona çok şey fısıldar. Hayat bir yönüyle orada atar. Şair, o ayrıntılardan süzerek alır şiirini. Önyargılı, içten pazarlıklı, misillemeci değildir. Hayat bilincinde nasıl bir tablo oluşturuyorsa ona göre yazar. O şairdir. Şiirini “hiç kimseden hiç bir şey beklemeden” yazar. Yazdıklarını, kutsal ya da öcü sayılan hiç bir şeye tahvil etmez.

Umut edebiyatıdır bu. O, hayata ve insana müdahaledir. Eğer, toplum bir asgari müşterekte buluşturulmak isteniyorsa ve bu asgari müşterek (bazen, askeri müşterek), “en kötü”nün ifadesi oluyorsa; yazılan her şiir, bu müdahaleyi yapmak zorundadır. Hayatın emridir bu. İnsanın insana yabancılaşması, giderek insanın insana kulluğuna kapı aralıyorsa, onu perçinliyorsa; şiirin görevi, ters rüzgarları çoğaltmaktır.

(İbrahim Karaca)

Benzer içerikler

  • Pınar Kür — Asılacak Kadın’ın Savunması
  • Attilâ İlhan — “Yasak Sevişmek” Meraklısı İçin Notlar
  • Deniz Durukan – Refik Durbaş İle
  • Cemal Süreya – Bir Şair: Ahmed Arif
  • Veysel Öngören – Ahmed Arif’le Bir Konuşma

İSTATİSTİKLER

Anlık ziyaretçi sayısı: 4

Günün ziyaretçi sayısı: 206

Günün görüntülenme sayısı: 266

Toplam ziyaretçi sayısı: 4.569.948

Toplam görüntülenme sayısı: 9.855.944

POPÜLER İÇERİKLER

  1. Şükrü Erbaş - Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz (401.020)
  2. Anonim // Her Şey Sende Gizli (164.139)
  3. Cahit Sıtkı Tarancı - Otuz Beş Yaş Şiiri (152.872)
  4. Birhan Keskin – Kargo (79.345)
  5. Şükrü Erbaş - Senin Korkularını Benim İnceliğimi (68.335)
  6. Attilâ İlhan - Ayrılık Sevdaya Dahil (48.863)
  7. Sabahattin Ali - Kamyon (43.301)
  8. Adnan Yücel - Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek (41.980)
  9. Nâzım Hikmet - Fevkalade Memnunum Dünyaya Geldiğime (40.500)
  10. Sabahattin Ali - Ayran (39.664)

ARŞİV İÇERİSİNDE ARA

TAKİP ET


Instagram @ufukluker
Instagram @ufukluker

SON EKLENEN İÇERİKLER

  • Pınar Kür — Asılacak Kadın’ın Savunması
  • Bir Devin Ardından: Marlon Brando
  • Ahmet Telli — Sfenks
  • Ahmet Telli — Savrulup Dururken Hayat
  • Ahmet Telli — Kirli Su

RSS [KİŞİSEL] SON OKUDUĞUM KİTAPLAR

  • Yedilerin Gizemi (Superintendent Battle, #2)
  • Mahkûm
  • Arka Sokaktaki Cinayet (Hercule Poirot, #16)
  • The Sittaford Mystery
  • Tahta Kurdu

ÇOK OKUNAN ŞAİRLER

Refik Durbaş Oruç Aruoba Nihat Behram Hasan Hüseyin Korkmazgil Şükrü Erbaş Metin Altıok Arif Damar Nâzım Hikmet Ahmet Telli Cahit Külebi Edip Cansever A. Hicri İzgören Metin Eloğlu Ümit Yaşar Oğuzcan Cahit Sıtkı Tarancı Can Yücel Özdemir Asaf Enver Gökçe Attilâ İlhan Sabahattin Ali Orhan Veli Kanık Şükran Kurdakul Guy de Maupassant Kemal Özer Gülten Akın İlhan Berk Fazıl Hüsnü Dağlarca A. Kadir Melih Cevdet Anday Necati Cumalı Ahmed Arif Oktay Rifat Yaşar Miraç Ece Ayhan Turgut Uyar Afşar Timuçin Ataol Behramoğlu Adnan Yücel Rıfat Ilgaz Cemal Süreya
by Ufuk Lüker
  • 500px
  • LinkedIn
  • Youtube
Vatansever Bir Şair: Şükran KurdakulUzun Şiir Kısa Şiir
Sayfanın başına dön