Cemal Süreya – Karacaoğlan

kilimim siyahtır bütün renklerden
içinde kil var milim var

umut’un içinde mut varsa
umutsuzluğun da içinde umut

bağnazlığın içinde banaz
götürüp sonra sivas’ta astılar

ülkemin ırmakları dışarı akar
neden bilmem can havliyle akar

akarsuların hepsi karasu
dağ doruklarında denizyıldızı çakıllar

akıntılar akıntılar ters akıntılar
üstünde simürg uçar

mahpusta beyaz elli musa
balıkçıl yürüyüşlü firavunlar

kedi adımlı dışişleri bakanları
onun parmaklarıyla konuşurlar

ayrılık vezirleri yabancıl yontular
nazımdaki nazı okşar gibi dururlar

babam sayrı düşmüş, döşeğinin altında
kasım güneşi ve asık yüzlü tanrılar

yaş otuz beş dantel gibi ortasından
sessizce yırtılmış temiz yüzlü hacılar

karacaoğlan der ki göçüm söküldü
kilimim parça parça acılar al al açar.