Ufuk's Blog
  • Ana Sayfa
  • Şiir
  • Öykü
  • Müzik
  • Sinema
  • Yazın
  • Görsel
  • Kişisel
  • Menu Menu
Öykü

Sabahattin Ali – Millet Yutmuyor

2.484 görüntülenme

Büyük şehirlerimizden birinin parkında her sene kurulan bir panayırda çeşit çeşit eğlence yerlerinin arasında geziyordum. Koskocaman dönme dolaplar, atlı karıncalar, esrarlı mağaralar, motosikletle dolaşılan ölüm silindirleri, bira, şarap büfeleri, nişan atma yerleri, türlü türlü piyangolar, vücutsuz başlar, elli santimlik cüceler, görülmemiş varyeteler, altı ayaklı danalar, burnuna kadar bütün vücudu kıllı yaradılış cilveleri, güldüren aynalar insanı önlerinde durmaya, içeri girmeye zorluyordu. Her salaşın önünde, kah iskemle üstünde, kah kerevete çıkarak bağıran sırmalı fistanlı, kafkas elbiseli, sarıklı, silindir şapkalı, kalpaklı, fesli kadınlar, erkekler, çocuklar cırlak sesleriyle sanki yolu kapıyordu.
Meşin bir topa vurarak pazı kuvveti denenen bir yerde durmuş, gerile gerile yumruk savuran, sonra sırıtarak ibrenin kaça kadar çıktığına bakan delikanlıları seyrediyordum. Arkamdan doğru kalın, çatlak, hatta biraz da bıkkın bir sesin durmadan homurdandığını fark ettim:

-Haydi bayanlar, baylar!.. Görülmemiş numaralar burada. Bu panayırın en büyük hünerleri içerde. Milli oyunlar, modern danslar, ağlatıcı dramlar, güldürücü komediler… İspiritizma, manyatizma, illüzyonizma numaraları… Dünyanın en büyük kadın ve erkek artistleri içerde… Görmeden geçmeyin!-

Başımı çevirip bakınca, birkaç akşam evvel uğradığım külüstür bir salaş tiyatrosunun önünde olduğumu fark ettim. İçerden yorgun bir davulla cızırtılı bir klarnetin birbirine uymayan gürültüsü geliyordu. Salaşın önündeki kocaman bir levhada, lüzumundan fazla acemice çizilip boyanmış yarı çıplak bir kadın resmi, tek ayağının başparmağı üstünde güya dans ediyordu.

Geçen gün gittiğim için içerdeki harika numaraların ne olduğunu biliyordum: Öksürüklü, sıska bir kız, parçalanmış mantar ayakkabılarını tozlu tahtalara vurup boyalı saçlarını uçurarak aklınca Lakonga yapıyor, arkasından kırk yaşlarında altın dişli bir orospu eskisi Sepetçioğlu oyununu kepaze ediyor, daha sonra da şivesi bozuk, ayağı yemenili, pantolonu dizlerinden ve kıçından yamalı geveze bir adam, siyah bir gözlük takarak, hokkabazlık numaraları diye, ucuz eğlence kitaplarına geçmiş iplik yutma, yumurta saklama hünerleri gösteriyordu. Kırılacakmış gibi sallanıp gıcırdayan tahta iskemlelerin üzerinde bu zavallı marifetleri gördükten sonra insan, verdiği paraya bile acıyamayarak dışarı çıkıyor, bir daha buranın önünden geçerken yüzünü isteksiz bir gülüşle buruşturuyordu.

Gişede oturup bir türlü gelmeyen müşterileri bekleyen patron başını dışarı uzattı, bir an sesini keser gibi olan çığırtkana:

-Bağırsana be!- diye ihtar etti.

Öteki, gişedekine yandan bir göz attı.

-Millet artık yutmuyor!- dedi, fakat sonra avazı çıktığı kadar haykırarak:

-Haydi baylar, bayanlar! Böylesini başka yerde göremezsiniz! Panayırın tek incisi, görülmemiş harikalar meşheri…-

Sonra yarı kendisine, yarı gişedekine hitap eder gibi yavaş bir sesle devam etti:

-Sahiden böylesini başka yerde göremezler… Bir giren bir daha kapıya bile sokulmuyor. Çıkarken bizi sopayla dövmediklerine şükür!-

Tekrar yüksek sesle:

-Estetik danslar… İlmin sırrına eremediği en son keşif hokkabazlıklar… Eşine rastlanmayan Şark oyunları… Türk sazının bayıltıcı nağmeleriyle süslenen, ses kraliçelerinin okuduğu şarkılarla bezenen, firavunlar diyarı, ehramlar ülkesi, harikalar dünyasından Şark’a koşan sonsuz aşkların yakıcı güneşinin cehenneme çevirdiği, heyecandan azamet, sevgiden ızdırap, inkisardan azap toplayan büyük memleket dram komedisi… Buyurun, bir bakın, beğenmeyenin parası geri verilecek.-

Yoldan geçenler bu gürültüye sırıtarak bakıyorlar, ama hiç duraklamadan yürüyüp gidiyorlardı. Bütün gayretinin, gırtlağını yırtarcasına bağırmalarının, geçenlerin yakasına sarılacakmış gibi ellerini uzatmalarının bir fayda vermediğini gören çığırtkan, bitkin bir halde gişedeki patrona dönerek:

-Yutmuyorlar usta, yutmuyorlar!..- diye homurdandı. -Pılıyı pırtıyı toplayıp dükkanı kapatmaktan başka çare yok!-

Öteki bir an gözlerini dikip düşündü, sonra:

-Ulan o zaman ne halt ederiz?.. Topumuz sürünürüz be… Bir ümidimiz bu panayırdaydı! Ne diye başka yerlere gidiyorlar da bize gelmiyorlar?.. Sen bağır!- dedi.

-Başka yerlerde görülecek şey var da ondan, usta… Millet avanak değil…-

-Kızlardan birini dışarı çağır da kendini göstersin bari!-

-Aman usta, bu modası geçmiş mallarla adam kandıramayız. O kaknemleri bir gören bir kurşun atımı uzağa kaçar… İçerde ne olduğunu bilmeden giren olursa ne nimet…-

Davulla klarnet, birdenbire gırtlaklarına basılmış gibi, seslerini yükselttiler, müthiş bir gürültü kapıdaki basma perdenin arkasından, sanki etraftaki satıcıların, salaşçıların bağırışlarını boğmak ister gibi son ve ümitsiz bir gayretle, sokağa yayıldı.

Kapıdaki çığırtkan ise, ne söylerse söylesin, ne yalan atarsa atsın, ne kadar çırpınırsa çırpınsın bir faydası olmayacağını, bu oyunu bir kere gafletle seyredenlerin bir daha aynı tuzağa düşmeyeceğini, bütün panayır halkının bu hileyi öğrenmesine yetecek kadar zaman geçtiği için artık hiçbir ümit kalmadığını bildiği halde nankör işine devam ediyor; bir kere başlanmış olan bu çıkmaz oyunu, binde bir ümitle de olsa devam ettirmenin, yarıda kesip karanlık bir boşluğa doğru yürümekten daha ehven olduğunu düşünerek, dermansız, boğuk sesine yeni bir hız vermeye çalışıyor:

-Başka yerlerin reklamına aldanmayın… Sanatın, ilmin, hünerin göklere çıktığı yer burası! Baylar, bayanlar, teşrif buyurun!..- diye sağına soluna yalvarıyordu.

(Sabahattin Ali, 1945)

Benzer içerikler

  • Guy de Maupassant – Bayan İnci
  • Guy de Maupassant – Bir Ana Baba Katili
  • Guy de Maupassant – Otel
  • Sait Faik Abasıyanık – Dülger Balığının Ölümü
  • Guy de Maupassant – Sauvage Nine

İSTATİSTİKLER

Anlık ziyaretçi sayısı: 11

Günün ziyaretçi sayısı: 227

Günün görüntülenme sayısı: 295

Toplam ziyaretçi sayısı: 4.569.969

Toplam görüntülenme sayısı: 9.855.973

POPÜLER İÇERİKLER

  1. Şükrü Erbaş - Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz (401.020)
  2. Anonim // Her Şey Sende Gizli (164.139)
  3. Cahit Sıtkı Tarancı - Otuz Beş Yaş Şiiri (152.872)
  4. Birhan Keskin – Kargo (79.345)
  5. Şükrü Erbaş - Senin Korkularını Benim İnceliğimi (68.335)
  6. Attilâ İlhan - Ayrılık Sevdaya Dahil (48.863)
  7. Sabahattin Ali - Kamyon (43.301)
  8. Adnan Yücel - Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek (41.980)
  9. Nâzım Hikmet - Fevkalade Memnunum Dünyaya Geldiğime (40.500)
  10. Sabahattin Ali - Ayran (39.664)

ARŞİV İÇERİSİNDE ARA

TAKİP ET


Instagram @ufukluker
Instagram @ufukluker

SON EKLENEN İÇERİKLER

  • Pınar Kür — Asılacak Kadın’ın Savunması
  • Bir Devin Ardından: Marlon Brando
  • Ahmet Telli — Sfenks
  • Ahmet Telli — Savrulup Dururken Hayat
  • Ahmet Telli — Kirli Su

RSS [KİŞİSEL] SON OKUDUĞUM KİTAPLAR

  • Yedilerin Gizemi (Superintendent Battle, #2)
  • Mahkûm
  • Arka Sokaktaki Cinayet (Hercule Poirot, #16)
  • The Sittaford Mystery
  • Tahta Kurdu

ÇOK OKUNAN ŞAİRLER

Sabahattin Ali Nihat Behram A. Kadir Refik Durbaş Rıfat Ilgaz Arif Damar Nâzım Hikmet Ahmet Telli Oruç Aruoba Ataol Behramoğlu Şükrü Erbaş Metin Altıok Yaşar Miraç Ahmed Arif Gülten Akın Ece Ayhan Cemal Süreya Melih Cevdet Anday Adnan Yücel A. Hicri İzgören Edip Cansever Necati Cumalı Hasan Hüseyin Korkmazgil Metin Eloğlu Orhan Veli Kanık Kemal Özer Turgut Uyar Şükran Kurdakul Enver Gökçe Attilâ İlhan Fazıl Hüsnü Dağlarca Guy de Maupassant Afşar Timuçin Ümit Yaşar Oğuzcan Cahit Sıtkı Tarancı Oktay Rifat Can Yücel Özdemir Asaf Cahit Külebi İlhan Berk
by Ufuk Lüker
  • 500px
  • LinkedIn
  • Youtube
Sabahattin Ali – BöbrekSabahattin Ali – Cıgara
Sayfanın başına dön