Ufuk's Blog
  • Ana Sayfa
  • Şiir
  • Öykü
  • Müzik
  • Sinema
  • Yazın
  • Görsel
  • Kişisel
  • Menu Menu
Yazın

Can Yücel’in Şiir Çevirileri

2.714 görüntülenme

Şiir başka dile çevrilebilir mi, çevrilmez mi? Bu soruyu ortaya atanların çoğu çevrilemez deyip keserler. Şiir sanatı üstüne eğilmiş en keskin zekalardan biri, Paul Valery, daha da ileri gidip şiiri çevrilmeyen, başka türlü söylenemeyen şey olarak tanımlar. Bir şiirin güzelliği söylediği kadar belki ondan da çok söyleyişinde, seslerin, seslere bağlı anlam ve çağrışımların belli bir düzene sokulmasından olduğuna göre onu bozup bir başka dilde yeniden kurmak olacak iş değildir. Bir insanı yeniden yaratmak gibi bir şey bu. Kendi dilinde bile kılına dokundunuz mu bozulan, şiirken nesir oluveren bir büyülü sözü bambaşka sesler ve kelimelerle nasıl verebilirsiniz? Bütün bunlar doğru, doğru ama insanoğlu şiiri öteden beri dilden dile çeviregelmiş, nice şairleri yalnız çevirilerden tanımış, sevmiş, Homeros, Vergilius, Hayyam, Hafız, Shakespeare gibi şairlerin kaba yanlışlarla dolu çevirileri bile nice insanları büyülemiş. Demek şiirin kendinde olduğu gibi çevirisinde de aklımızı, gündelik mantığımızı aşan bir taraf var. Demek şiirde seslerin, kelimelerin ötesinde öyle bir anlam var ki kolu kanadı kırılsa da insandan insana, dilden dile geçebiliyor. Tanrının sözü bile yetmiş iki dile çevrile çevrile yayılıyor. İncil’in Latince’den Fransızca’ya aktarılmış sözleriyle bir Fransız şairi beslenir, Yahudi bile İncil’deki şiirin tadına o şairin dilinden varabiliyor.
 

Bir garip gerçek de şu ki milletlerin şiir tarihlerinde en verimli devirler şiir çevirilerinin en çok yapıldığı devirler oluyor. Sözü uzatmamak için hemen kendi edebiyatımıza geçip yeni şiirimizin en bereketli yıllarına bakarsak çevirilerin ne büyük bir yer tuttuğunu görürürüz. Kalburüstü şairlerimizin hemen hepsi, hatta Cahit Sıtkı gibi şiirin çevrilmezliğine inananlar bile sevdikleri şiirleri Türkçeye çevirmezlik edemediler. Son yirmi yıl içinde Türkçe konuşmadık hangi dünya şairi kaldı? Aynı şiiri beş altı şairin çevirdiği bile oldu. Bu çevirilerin yeni şiir anlayışımızı ve zevkimizi yoğurmada ne büyük etkileri olduğunu da zamanla daha iyi göreceğiz. O kadar ki yeni şiir akımının kaynağında şiir çevirilerini görenler bile olacak. Ben şu kadarını söylemeye kalkışıyorum: 1957 yılında Türk şiirinin en önemli olaylarından biri, belki de en önemlisi Can Yücel’in “Her Boydan” adı altında toplayıp yayımladığı şiir çevirileridir. Bu yayım Türkçe’de şiir çevirisinin ulaşabildiği son basamağı gösterdiği kadar Yeni Türk şiirinin hangi sularda olduğunu da belirtecek değerdedir bence. Türk şiirinin bir yandan dünyaya açılırken bir yandan da ne kadar öz benliğine, gün görmedik iç değerlerine gittiğini en iyi bu kitapta görebilirsiniz. Şiir bir bakıma en yaygın düşüncelerin en mahrem, en kendince söylenişi değil midir? Can Yücel’in çeviride yaptığı da bu işte: Dünya insanına seslenen şiirleri bizim Ali Veli’lerin diliyle söylüyor. Bir ucu Eluard’ın yüreğinde olan şiir kuşağının öbür ucunu Mehmetçik’in diline dayıyor. Mehmetçik ne anlar Eluard’dan diyecek şimdi bana bir mutlu aydın; sanki Mehmetçik anlamaz diye şairin Hacivat’ın diliyle konuşması gerekirmiş gibi. Herhangi bir Fransız Eluard’ı, herhangi bir İngiliz Shakespeare’i anlamaz ona bakarsanız, ama bu şairler yine de herhangilerin diliyle söylemişler bütün düşündüklerini, hem en çapraşıklarını. Şair çoğunluğun anlamadığını söyleyen kişi de olsa, çoğunluğun diliyle, yani asıl dille konuşmadan kendini de anlatamaz, insanca konuşamaz, parlak söz kalıpları döktürür olsa olsa, koşacak yerde şitaban, ağlayacak yerde giriban, gülecek yerde handan olur. Nice sapıtmalardan sonra nihayet Cumhuriyetle erdiğimiz bu gerçeği öylesine oturtmuş ki kitabına,bir daha zor sapıtır artık Türk şairi. Şiirde sokak sarayın hakkından geldi gayrı. Başladığımız yere, Yunus Emre’ye döndük şiir dilinde. Merhaba memleket ve merhaba dünya!

Can Yücel pek mi kendinden yana çekmiş çevirdiği şairleri? Hep bir ağızdan mı konuşturmuş değişik şairleri? Kaldırım, meyhane Türkçesi -ki tadına doyamaz oluşumuzun bir hikmeti vardır elbet bu yıllarda- fazla mı ağır basıyor yer yer? Kalem efendilerinin inadınalık, meleğe karşı çöpçüden, öğretmene karşı öğrenciden, padişaha karşı Keloğlan’dan, kasabın kendine karşı sokak kedisinden yanalık, sözün biberlisini, küfürün sunturlusunu tutarlık tutamıyor mu kendini bazı şiirlerde? Olabilir, olabilir ama bir başkasını ezecek olan bu aşırılılklar Can Yücel’de uçurtmayı havalandıran rüzgar oluyor; dili varmıyor insanın bunlara dokunmaya. Neden derseniz Can Yücel en aşırı duygularını en soğukkanlı düzene sokmasını biliyor, düşünce coşkunluğunu biçimle, biçim düşkünüğünü cana sesleniş, ciğere gidişle, dil sarkıntılığını kafa olgunluğuyla gideriveriyor. O kadar ki insan sonunda Can Yücel’in biçim ustalığını mı yoksa gönül cömertliğini, doğrudan yana dolu dizgin gidişini mi öveceğini şaşırıyor. Merhaba biçim ve merhaba düşünce!

Can Yücel, kendi şiirini söyler gibi çevirmiş bu “Her Boydan” şiirleri. Cömertçe canını komuş başkalarının söylediklerine.Ha sen söylemişsin ha ben der gibi. İnsanın insanla kaynaşması her zaman güzeldir, şairin şairle kaynaşmasında bir başka sıcaklık, bir başka aydınlık oluyor: bir dille iki dilin tadını almak, bir canla iki canın sevincini duymak gibi bir şey. Bu cömert kaynaşma, bu dünyanın türküsünü benimseme gücü yok mu -ki Can Yücel’de var o- şairi şair eden tılsımı onda aramalı. Dylan Thomas’ın demek istediği de bu belki Can Yücel’in Türkçesiyle:

“Didiniyorsam ben türkülerin ışığında
Be ne ikbal, ne ekmek parası için
Ne fildişi sahnelerde keramet tellallığı
Ne işin cakası için filan
Didindiğim hep gönüllerin en kapalı kapısından
Verilesi hayrata.”
(Ozanlık Üstüne)

Bu hayrat gönül, bu pir aşkına didinme olmadı mı harika çocuk da olsan boşuna. Bezirganların enayilik saydığı, ya da arkasından kimbilir ne türlü çıkar gördüğü şair cömertliği yok mu -ki Can Yücel’de var o- şu bizim topraklar onu bekliyor Yunus Emre’den, Kaygusuz Abdal’dan,Nesimi’den beri. Harika çocuk da olsan kırk yıl odun taşıyacaksın tekkeye, burnunu kırıp gözünü dört açacaksın dünyaya, şu bu beğendi diye asıl beğenmesi gerekene boş vermeyeceksin. Arapçaya Arapça, Latinceye Latince, İngilizceye İngilizce, adam olman için ne gerekse hepsini yeniden çocuk olasıya öğreneceksin ve… ve… dayatacaksın arsa al, bankaya para koy, kim kime dum duma, kim öle kim kala diyen dostlara uymak şöyle dursun, onları kendi yoluna imrendireceksin. Bütün bunları da niçin yapacaksın? Bir üstün güce yaranmak, bir başka dünyayı kazanmak için değil; sırf sahici insan olmak, küflenip paslanmadan yaşamak, dünyanın sabahlarına yakışmak için. Bir de tabii köyün kemençecisi olmanın tadı var: bir vuruşta köy halkını horona kaldıran kemençeci. Merhaba Can Yücel ve merhaba Her Boydan kemençecileri dünyamızın.

(Sabahattin Eyüboğlu)

Benzer içerikler

  • Pınar Kür — Asılacak Kadın’ın Savunması
  • Attilâ İlhan — “Yasak Sevişmek” Meraklısı İçin Notlar
  • Deniz Durukan – Refik Durbaş İle
  • Cemal Süreya – Bir Şair: Ahmed Arif
  • Veysel Öngören – Ahmed Arif’le Bir Konuşma

İSTATİSTİKLER

Anlık ziyaretçi sayısı: 5

Günün ziyaretçi sayısı: 749

Günün görüntülenme sayısı: 962

Toplam ziyaretçi sayısı: 4.570.491

Toplam görüntülenme sayısı: 9.856.640

POPÜLER İÇERİKLER

  1. Şükrü Erbaş - Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz (401.193)
  2. Anonim // Her Şey Sende Gizli (164.146)
  3. Cahit Sıtkı Tarancı - Otuz Beş Yaş Şiiri (152.875)
  4. Birhan Keskin – Kargo (79.346)
  5. Şükrü Erbaş - Senin Korkularını Benim İnceliğimi (68.341)
  6. Attilâ İlhan - Ayrılık Sevdaya Dahil (48.864)
  7. Sabahattin Ali - Kamyon (43.304)
  8. Adnan Yücel - Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek (42.006)
  9. Nâzım Hikmet - Fevkalade Memnunum Dünyaya Geldiğime (40.644)
  10. Sabahattin Ali - Ayran (39.665)

ARŞİV İÇERİSİNDE ARA

TAKİP ET


Instagram @ufukluker
Instagram @ufukluker

SON EKLENEN İÇERİKLER

  • Pınar Kür — Asılacak Kadın’ın Savunması
  • Bir Devin Ardından: Marlon Brando
  • Ahmet Telli — Sfenks
  • Ahmet Telli — Savrulup Dururken Hayat
  • Ahmet Telli — Kirli Su

RSS [KİŞİSEL] SON OKUDUĞUM KİTAPLAR

  • Yedilerin Gizemi (Superintendent Battle, #2)
  • Mahkûm
  • Arka Sokaktaki Cinayet (Hercule Poirot, #16)
  • The Sittaford Mystery
  • Tahta Kurdu

ÇOK OKUNAN ŞAİRLER

A. Hicri İzgören Turgut Uyar Hasan Hüseyin Korkmazgil İlhan Berk Adnan Yücel Necati Cumalı Afşar Timuçin Kemal Özer Cahit Sıtkı Tarancı Özdemir Asaf Ümit Yaşar Oğuzcan Cahit Külebi Melih Cevdet Anday Şükran Kurdakul Sabahattin Ali Attilâ İlhan Fazıl Hüsnü Dağlarca Oruç Aruoba Şükrü Erbaş Ece Ayhan Ataol Behramoğlu Cemal Süreya Metin Eloğlu Guy de Maupassant A. Kadir Oktay Rifat Nihat Behram Refik Durbaş Can Yücel Metin Altıok Edip Cansever Rıfat Ilgaz Nâzım Hikmet Ahmed Arif Arif Damar Orhan Veli Kanık Gülten Akın Yaşar Miraç Enver Gökçe Ahmet Telli
by Ufuk Lüker
  • 500px
  • LinkedIn
  • Youtube
Çağlar GeçiyorÇağdaş Türk Şiiri
Sayfanın başına dön