• Kişisel
  • Kitaplık
Ufuk Lüker
  • Ana Sayfa
  • Şiir
  • Öykü
  • Müzik
  • Sinema
  • Yazın
  • Görsel
  • Ara
  • Menu Menu
Yazın

Suat Derviş Üzerine

Suat Derviş (1905-23 Temmuz 1972) siyasal kişiliği, edebi kişiliğini gölgede bırakmış bir yazardır bence. Yeniden basılan kitaplarının arkasında kimliği bile “asıl adı Saadet Baraner’dir” diye belirtiliyor. Kuşkusuz siyasal tarihimizin önemli adlarından Reşat Fuat’ın eşi olması küçümsenecek bir olgu değil, ama o ilk uzun öyküsü ‘Kara Kitap’ 1921’de basıldığında Reşat Fuat’ın eşi değildi ki… Tıbbiye müderrislerinden Dr. İsmail Derviş’in kızıydı. Ölmekte olan bir genç kızı, Şadan’ı anlattığı bu uzun öykü konusuyla da anlatımıyla da ilgi çekmiş, esin kaynağının Batı edebiyatından bir roman olup olmadığı tartışılmıştı.

Kadın yazarların baba adlarını, tıpkı erkekler gibi, adlarına eklemesi geleneği sonucudur kullandığı imzadaki ‘Derviş’. Suat adını ‘Hatice Saadet’e neden yeğlediğini bilemiyoruz…

Galiba başlangıçta adı Hatice Suat’tir, çocukluğunda Suat diye çağrılırmış. Belki de Saadet adı nikahlarından birinde eklenmiştir kimliğine. Zaten bu bilgi neyi değiştirir? Onun eşlerinin listesi, yadırganacak kadar çok evlendiğini kanıtlar, edebi kimliğini değil.

TKP davasında yargılanması, dışlanması, sürgünü, takma adlarla (Emine Hatip, Saadet Hatip, Süveyda H., Suzet Doli…) yazması, radyo ve tiyatro oyunlarını, dev masallarını kimliğini açıklamadığı arkadaş yazarlara bütün haklarıyla satması, son eşinin siyasal kimliği kadar, kendi eylemlerinden de kaynaklanmıştı: Sosyalist gerçekçi edebiyatı destekleyen Yeni Edebiyat dergisini yayımlaması, ‘Niçin Sovyetler Birliği’nin Dostuyum’ adlı kitabı, 1946’da kurulan Basın Sendikası’nın kurucusu ve başkanı oluşu…

12 Mart fırtınası içinde göz altına alınışında 1970’de kurulan ‘Devrimci Kadınlar Birliği’nin kurucularından oluşu rol oynar, İstanbul Kültür Sarayı yangını(1970) yüzünden Nevzat Üstün’le birlikte suçlanışı da bu nedenlere bağlıdır.

Suat Derviş’in insan ve yazar olarak yalnız bırakılışını eylemlerine bağlamak, edebi ve siyasal çevresini bu nedenle bağışlamak elbet zor. Onun, özellikle son romanlarından ‘Aksaray’dan Bir Perihan’da (Gece Postası’nda tefrikası 1962- 63, Oğlak Yayınları’nda ilk basım 1997), büyük bir ustalıkla çizdiği yalnızlıktan doğan bunalımların kaynağı kuşkusuz yaşadıklarıdır. Yaşadıklarının ipuçları için okunması gerekenlerden biri de İsmet Kür’ün ‘Yarısı Roman’ adlı kitabı..

Kendisiyle boğuşan kadınlar
Suat Derviş’in yaşamı, daha yumuşak çizgilerle, örneğin onun ilk düzyazı şiiri ‘Hezeyan’ı 1918 yılında Alemdar dergisine verenin komşu çocuğu Nazım Hikmet oluşuyla da anlatılmaya başlanabilir. Buna kızan Suat Derviş, Nazım ile uzun süre konuşmamış. Bu anlatıya eklenecek güzel bir not, Nazım Hikmet’in 1920’de yayınlanmış, Suat Derviş’e adanmış ‘Gölgesi’ şiirinden dizelerdir: “Ağlasa da gizliyor gözlerinin yaşını;/ Bir kere eğemedim bu kadının başını. /…/ Ne mehtabın aksine yelken açan bir sandal/ Ne de ayaklarında kırılan ince bir dal/ Onun taştan kalbini sevdaya koşturmuyor./ …/ Hiç olmazsa hıncımı böyle alırım, dedim/ Yola mağrur uzanan gölgesini çiğnedim.” Bu dizeler eski bir sevdayı varsaymaya değil, Suat Derviş’in roman ve öykülerindeki kadın karakterlerini anlatıp açıklamaya bir ipucudur. O, romanlarında kadınların duygularına odaklanmış, kahramanlarında genellikle duygularını açıklamaktan hoşlanmayan, çektiği acıları başkalarına sezdirmemek için kendi kendiyle boğuşan kadın tipleri çizmiştir. Asil sınıftan seçtiği kadınların duygularını anlattığı ilk romanlarında da, gazetecilikle tanıdığı, yaşamın çeşitli katmanlarından kadınları anlattığı ikinci dönem romanlarında da.

Doğan Kitap tarafından yeniden yayınlanan: ‘Hiçbiri’ (1923), ‘Çılgın Gibi’ (1945), ‘Fosforlu Cevriye’ (1968) romanlarını incelediğimizde, bu romanların önemli kadın kahramanlarının temel özelliklerinin duygularını belli etmemek adına duygusuz görünmeyi yeğleyen, kurallara ve baskılara baş eğmez kadınlar olduğunu görürüz: Cavide (Hiçbiri) önce ana babası, sonra yanında yaşadığı akrabalarınca sevilmediğine inandığı için, güzelliğini de kullanarak çevresini hırpalayan bir genç kızdır. Çeşmiahu ve Celile (Çılgın Gibi). Çeşmiahu, padişah sarayında yaşayan, gerçek dünyaya yabancı bir Çerkez cariyedir. Paşa karılığına yükselişiyle başlayıp eşinin ölümüyle varını yoğunu yitirdikten sonrasına uzanan süreçte ne duygularını ne isteklerini anlatır. İçin için yaşadığı fırtınalar bakışlarına bile yansımaz. Celile onun torunudur, yasak bir aşk uğruna bütün toplum kurallarını yıkabildiği, duyguları konusundaysa sustuğu için, sevdiği insan tarafından bile kuşkuyla karşılanan bir genç kadındır. Tepkilerini çok ender olarak, karşısındakinin önem verdiği bir eşyaya zarar vererek, elmas bir bileziği denize atmak gibi, gösterir. Cevriye (Fosforlu Cevriye), kendine güvenen kimseyi ele vermeyen, bu yüzden tutuklanmayı, ceza yemeyi, sürgünü göze alan bir sokak kızıdır. Para pul için, rahat bir yaşam için sevmediği kimselerle birlikte olmaya karşı çıkar. Kendisine insanca davranan bir kaçağı kurtarmak için canından olmayı göze alır.

‘Ankara Mahpusu’nun (ilk baskısı Fransa’da Fransızca 1957), kadın kahramanları da ( Zeynep, Vasfi’nin annesi, kimsesiz yaşlı kadın, siyah bereli kadın) yaşam çizgilerini kendileri belirleyen, dediğim dedik kadınlardır. Olumlu ya da olumsuz tip olmaları da bu kişilik özelliklerinin romanın gidişini etkileyişleriyle ilintilidir.

Refik Ahmet Sevengil, ‘Fatma’nın Günahı’ adlı roman için 1921 yılında “Suat Derviş Hanım, edebiyatımıza karanlık ve karışık dehlizlerden, çıtırdayan eski tahtaların sesinde durup boşlukta korkunç akislerle halkalanan ayak seslerini dinleyerek, ruhunda bir ürperiş ve gözlerinde titreyen bir karartıyla geldi. Onda yeni olan, edebiyatımızın bir eksiğini tamamlayacak olan bu korkudur.” demişti. (Anan: Murat Uraz, Kadın Şair ve Muharrirlerimiz, 1941)

Bence onun en önemli özelliklerinden birisi duyguları anlatışıysa ötekisi de her sınıfın kadınını anlatırken, bu sınıfları da tahlil edişidir. Özellikle unuttuğumuz bir sınıfı, aristokrasiyi.

(Sennur Sezer)

Etiketler: Suat Derviş
Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on Twitter
  • Share on Tumblr
  • Mail üzerinden paylaş

Site içerisinde ara

Son Eklenenler

  • Deniz Durukan – Refik Durbaş İle
  • Ahmed Arif – Basübadelmevt
  • Ahmed Arif – Tutuklu
  • Ahmed Arif – Yurdum Benim Şahdamarım
  • Cemal Süreya – Bir Şair: Ahmed Arif

Site istatistikleri

  • 3
  • 138
  • 107
  • 4.172.837
  • 4.393.916

Takip et

Instagram @ufukluker

RSS [Kişisel] Son okuduklarım

  • Altıncı Koğuş - Seçme Hikayeler
  • Sadist
  • Öyle miymiş?
  • Tom Sawyer'ın Maceraları
  • Zamanın Farkında
  • Masumiyet Müzesi
Etiketler
Konstantinos Kavafis Melih Cevdet Anday Suat Derviş Kerim Korcan Ahmet Telli Kemalettin Kamu Hasan Biber Sabahattin Kudret Aksal Dido Sotiriou Cahit Zarifoğlu Yaşar Kemal Liana Daskalova Kutsiye Bozoklar Nazım Hikmet Arif Damar Nihat Behram Enis Batur Afşar Timuçin Özdemir İnce Vecihi Timuroğlu Metin Eloğlu Blas De Otero Bertolt Brecht Kemal Burkay Mehmed Kemal Oğuz Atay E. E. Cummings Cahit Külebi Ahmet Ada A. Hicri İzgören Goethe Kostas Kleanthis Metin Altıok Adalet Ağaoğlu Sandor Petöfi Sinan Kukul Louis Macneice Vasko Popa Ahmet Erhan Tevfik El Zeyyad Sait Faik Abasıyanık Behçet Kemal Çağlar Veysel Öngören Talip Apaydın Necati Cumalı Can Yücel Bedri Rahmi Eyüboğlu Hasan İzzettin Dinamo Behçet Necatigil İlhan Berk Fazıl Hüsnü Dağlarca Ahmet Oktay Resul Rıza Ingeborg Bachmann Rıfat Ilgaz Ercüment Behzat Lav Miguel Hernandez Adnan Yücel Orhan Veli Kanık Mehmet Başaran İsmet Özel Nikola Vaptsarov Müştak Erenus Altay Öktem Yılmaz Odabaşı Adnan Özer Ataol Behramoğlu Birhan Keskin Feyzi Halıcı Nahit Ulvi Akgün Oktay Rifat Ülkü Tamer Ozan Telli Refik Durbaş Yaşar Miraç Fethi Giray Tove Ditlevsen Haydar Ergülen Ümit Yaşar Oğuzcan Abdülkadir Budak Conrad Aiken Neşe Yaşın Fang Vei Teh Metin Demirtaş Mehmet Yaşin Edip Cansever Cahit Irgat Cengiz Bektaş Bekir Yıldız Ahmet Necdet Özdemir Asaf Salah Birsel Faruk Nafiz Çamlıbel Attila İlhan Yannis Ritsos İlhami Bekir Tez Cemal Süreya Zafer Ekin Karabay Jesus Lopez Pacheco Celal Sılay Barış Pirhasan Aziz Nesin Philippe Soupault Seyhan Erözçelik Asım Bezirci Cahit Sıtkı Tarancı Yi Men Türkan İldeniz Sabahattin Ali Gülseli İnal Kahraman Altun Federico Garcia Lorca Kenneth Rexroth Arkadaş Z. Özger Turgut Uyar Halim Şefik Güzelson Louise Gareau Des Bois Peter Abrahams Ziya Osman Saba Sennur Sezer Akgün Akova Memet Fuat Sabri Altınel Heinz Kahlau Vyaçeslav Ivanov Sandor Forbath Oruç Aruoba Pablo Neruda Abdülkadir Bulut Yorgo Seferis Vedat Türkali Cevat Şakir Kabaağaçlı Orhan Murat Arıburnu Ahmet Muhip Dranas Özge Dirik Turgay Fişekçi Süleyman Nesip Füruğ Ferruhzad Hasan Basri Alp Jose Marti Enver Gökçe Yaşar Nabi Nayır Şükrü Erbaş Hasan Hüseyin Korkmazgil Guy de Maupassant A. Kadir Konstantin Simanov Nicolae Dragos Süleyman Çobanoğlu Gabriel Celaya Gülten Akın Fakir Baykurt Günter Kunert Eugene Guillevic Sezai Karakoç Yılmaz Güney Behçet Aysan Suat Taşer Hilmi Yavuz Vladimir Mayakovsky Ahmed Arif Landscape Asaf Halet Çelebi Paul Eluard Şükran Kurdakul Ömer Bedrettin Uşaklı Ece Ayhan Sun Yu-T'ang Bejan Matur Erdal Öz Lale Müldür Erdal Alova Cevdet Kudret Murathan Mungan Suat Vardal Berin Taşan Kemal Özer İbrahim Karaca Adnan Binyazar İsmail Uyaroğlu Oktay Taftalı Bilgin Adalı Özkan Mert Orhan Kemal
by Ufuk Lüker
  • 500px
  • LinkedIn
  • Youtube
Ataol Behramoğlu – Çok Sevdim Bir ZamanlarKerim Korcan Üzerine
Sayfanın başına dön