Ufuk's Blog
  • Ana Sayfa
  • Şiir
  • Öykü
  • Müzik
  • Sinema
  • Yazın
  • Görsel
  • Kişisel
  • Menu Menu
Sinema

Thin Red Line (İnce Kırmızı Hat)

408 görüntülenme

“Savaş Cehennemdir” fikrini Saving Private Ryan‘da bütün gerçekliğiyle görsek de, The Thin Red Line, aslında sizi cennetle cehennem, insanla doğa arasındaki boyuta götürüyor.

‘The Thin Red Line‘, tıpkı Steven Spielberg‘in ‘Saving Private Ryan‘ı gibi bir İkinci Dünya Savaşı filmi.

Bunun dışında, aralarında ancak bu kadar az benzerlik olabilirdi. Spielberg’in filminin başında 24 dakika süren son derece kanlı ve sarsıcı bir çıkarma sahnesi vardı. Ve bu, filmin tonunu belirliyordu. ‘Savaş cehennemdir’ fikrine paralel olarak ‘insanlara gerçeği göstererek gazileri onurlandırma’ operasyonuna girişen Spielberg, her çatışmada şiddeti ayrıntılı olarak gösteriyor ve her şeyi sert bir gerçekçilik üzerine kuruyordu.

Bu, savaş karşıtı filmlerde sıkça rastlanan bir durum. ‘The Thin Red Line‘da da kanlı sahneler olmasına karşın, yönetmenin öne çıkarmak istediği görüntüler bunlar değil. Bir silahın göründüğü her sahneye karşı, filmde ağaçlardan süzülen güneş ışığına ayrılmış bir kare bulabilirsiniz. ‘Saving Private Ryan‘, savaşın korkunçluğunu seyirciye göstermek için fiziksel etkilerini gösteriyordu; ‘The Thin Red Line‘ ruhsal etkilerine odaklanıyor.

Film, İkinci Dünya Savaşı’nda Guadalcanal savaşını mekan tutuyor. Ama o savaşı anlatmakla ilgilenmiyor. Aslına bakarsanız, oradaki askerlerin yaşadıklarını harmanlayıp alışılmış anlamıyla bir öykü ortaya koymakla da ilgilenmiyor. Elbette git gel tanıdığınız, aşina olduğunuz bazı karakterler ve gevşek bir olaylar bütünü var (yine de film bittikten sonra hangi sesin kime, hangi yüzün hangi isme ait olduğunu hala tam olarak kavramamış olabilirsiniz) . Ama Amerikan ordusunun Guadalcanal’ı Japonlardan alışını anlatan bu bütünün her parçası, seyirciyi çatışmanın kendisine değil, filmin merkezindeki temalara gönderiyor. Çünkü Malick‘in ilgilendiği, bir öyküden çok bir ruh hali yaratmak.

 

Filmin ilk karesinden itibaren cennetle cehennem, insanla doğa arasında bir boyut yaratmaya çalışıyor ve seyirciyi bu boyutta gezintiye çıkarıyor.

Daha film başlar başlamaz perdede bir timsah boy gösteriyor. Sonra, güneş ışığının sızdığı bir orman. Ve şiir okur gibi konuşan bir iç ses: ‘Doğanın bağrındaki bu savaş nedir?.. Doğa niçin kendiyle çatışıyor?’. Malick, film boyunca doğayla insanın ilişkisini dinsel ve mitolojik bir altyapıya oturtmaya çalışıyor. Ve bunu gerçekleştirmek için karakterlerin iç seslerini ve muhteşem doğa görüntülerini kullanıyor. ‘The Thin Red Line‘ın, iç seslere düşsel görüntülerin üzerine şiir okutarak, bir savaş şiiri olmak için en kısa yolu seçtiğini düşünebilirsiniz. Ama ben Malick‘in üslubunu birebir değerlendirmedim. Ne kullandığı kareleri, birer simge, ne de giderek transendental bir hal alan karakterlerinin iç seslerini kendi öz ifadelerine sahip birer şiir olarak gördüm. Daha çok bütün bir ‘izlenim’ yaratmaya yönelik araçlar gibi bunlar. Sonuçta film de, bir noktasında katılınıp bir noktasında ayrılınan, ama aslında başı sonu olmayan bir yolculuk gibi tasarlanmış.

İnsan ruhunun savaşta çıktığı gezinti, sorduğu sorular ve bulduğu (çoğunlukla da bulmadığı) cevaplar hakkındaki düşüncelerinizi, filmin dini/mitolojik yönüyle kurduğunuz ilişki belirleyecek. Zaten ‘The Thin Red Line‘ın asıl güçlü olduğu nokta bu değil. Daha ziyade, Malick’in bu temaları ifade etmek için kullandığı görsel dil. Filmin anlattıklarını (ya da sorduklarını) hiç matah bulmasanız bile, sinemasal karşılığını görmelisiniz. Meramını anlatmak (ya da paylaşmak) için diyaloglara ve oyuncuların performansına yaslanmayan, görüntülerin ve seslerin bütünlüğüyle kendi dünyasını yaratan bir film var karşımızda.

Üstelik ‘The Thin Red Line‘, doğayı bu denli öne çıkararak, onu estetik bir araç olarak kullanmasına bir anlam kazandırıyor. ‘Saving Private Ryan‘da ilk 24 dakikadaki zıvanadan çıkmış, mantığa ve kalıba yer vermeyen savaş tablosunun, o ortamda yaşanabilecek her öyküyü baştan iptal ettiği hissine kapıldınız mı? Ya da Spielberg’in oluşturduğu görsel estetiğinin, seyirciyi sarsma üzerine kurulu görsel diliyle ve ‘savaş cehennemdir’den ibaret önermesiyle çatıştığını?

Terrence Malick‘in filmi, bu iki soruna da takılmıyor. Çünkü öncelikle, doğa ve sunduğu estetik, askerleri zihinsel gezintilerine çıkaran tetikleyici görevi görüyor zaten… Ve sonuçta film eylemden çok, izlenim üzerine kurulu. Bu yüzden ‘Saving Private Ryan‘ savaşı anlatmada gerçekçi bir filmse, ‘The Thin Red Line‘ empresyonist bir film.

Yönetmen: Terrence Malick
Yapım: Kanada, ABD, 1998
Süre: 170 dk.
Oyuncular: James Caviezel, Nick Nolte, John Travolta, John Savage, Sean Penn, Elias Koteas, Woody Harrelson, John Cusack, George Clooney, Adrien Brody

(Kutlukhan Kutlu, Sinema, 10 Ocak 2000)

Benzer içerikler

  • Paramparça: Adaletin Kalbi
  • Parazit: Yukarıdakiler, Aşağıdakiler
  • Üzgünüz, Size Ulaşamadık
  • Sen Şarkılarını Söyle: Adı Bilinmeyen Adam
  • Solaris: Boşluğun Dansı

İSTATİSTİKLER

Çevrimiçi ziyaretçiler: 1

Bugünün ziyaretçi sayısı: 118

Toplam ziyaretçi sayısı: 4.519.694

Bugünün görüntülenme sayısı: 168

Toplam görüntülenme sayısı: 9.787.368

POPÜLER İÇERİKLER

  1. Şükrü Erbaş - Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz (377.249)
  2. Anonim // Her Şey Sende Gizli (163.332)
  3. Cahit Sıtkı Tarancı - Otuz Beş Yaş Şiiri (152.683)
  4. Birhan Keskin – Kargo (79.089)
  5. Şükrü Erbaş - Senin Korkularını Benim İnceliğimi (67.643)
  6. Attilâ İlhan - Ayrılık Sevdaya Dahil (48.689)
  7. Sabahattin Ali - Kamyon (42.987)
  8. Sabahattin Ali - Ayran (39.343)
  9. Adnan Yücel - Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek (38.992)
  10. Nâzım Hikmet - Fevkalade Memnunum Dünyaya Geldiğime (38.769)

ARŞİV İÇERİSİNDE ARA

TAKİP ET


Instagram @ufukluker
Instagram @ufukluker

YENİ

  • Ahmet Telli — Sfenks
  • Ahmet Telli — Savrulup Dururken Hayat
  • Ahmet Telli — Kirli Su
  • Ahmet Telli — Gece
  • Ahmet Telli — Acıya Alışılmaz

RSS [Kişisel] SON OKUDUKLARIM

  • Kendine Ait Bir Oda
  • Kayıp Kızın Hikâyesi (Napoli Romanları, #4)
  • En Alttakiler
  • 11. Peron
  • Terk Edenler ve Kalanlar (Napoli Romanları, #3)
  • Yeni Soyadının Hikâyesi (Napoli Romanları, #2)
ETİKETLER
Cahit Külebi Kutsiye Bozoklar Konstantin Simanov Cahit Zarifoğlu Sezai Karakoç Fethi Giray Yaşar Miraç Metin Altıok Jose Marti Lale Müldür Asaf Halet Çelebi Vladimir Mayakovsky Asım Bezirci Erdal Alova Bilgin Adalı Ümit Yaşar Oğuzcan Neşe Yaşın Arkadaş Z. Özger Guy de Maupassant Louise Gareau Des Bois Yi Men Şükrü Erbaş Süleyman Çobanoğlu A. Hicri İzgören Behçet Necatigil Kerim Korcan Jesus Lopez Pacheco Goethe Cengiz Bektaş Talip Apaydın Turgut Uyar Nikola Vaptsarov Vyaçeslav Ivanov Adnan Binyazar Sandor Forbath Bertolt Brecht Tove Ditlevsen Cahit Irgat Oğuz Atay Ahmed Arif Suat Derviş Conrad Aiken Oktay Taftalı Edip Cansever İlhami Bekir Tez Müştak Erenus Faruk Nafiz Çamlıbel Füruğ Ferruhzad Ahmet Necdet Nahit Ulvi Akgün Miguel Hernandez Feyzi Halıcı Memet Fuat Rıfat Ilgaz Ingeborg Bachmann Süleyman Nesip İsmail Uyaroğlu Salah Birsel Vasko Popa Sabri Altınel Behçet Aysan Günter Kunert Murathan Mungan Sandor Petöfi Arif Damar Adnan Özer Akgün Akova Sun Yu-T'ang Celal Sılay Blas De Otero Konstantinos Kavafis Fakir Baykurt Hilmi Yavuz Altay Öktem Sabahattin Ali Mehmed Kemal İbrahim Karaca Barış Pirhasan Türkan İldeniz Berin Taşan Ahmet Telli Birhan Keskin Vedat Türkali Gülten Akın Pablo Neruda Louis Macneice Cemal Süreya Ahmet Muhip Dranas Heinz Kahlau Anonim Nâzım Hikmet Yannis Ritsos Yaşar Nabi Nayır Peter Abrahams Metin Demirtaş A. Kadir Zafer Ekin Karabay Hasan Biber Şükran Kurdakul Haydar Ergülen Behçet Kemal Çağlar Sinan Kukul Sabahattin Kudret Aksal Refik Durbaş Afşar Timuçin Adnan Yücel Nicolae Dragos Turgay Fişekçi Ahmet Oktay Sait Faik Abasıyanık Ozan Telli Özge Dirik Paul Eluard Adalet Ağaoğlu Oktay Rifat Orhan Kemal Enis Batur Erdal Öz Dido Sotiriou Oruç Aruoba Fang Vei Teh Gabriel Celaya Mehmet Yaşin Yılmaz Güney Kemal Burkay Aziz Nesin Landscape Philippe Soupault Cahit Sıtkı Tarancı İsmet Özel Hasan İzzettin Dinamo Necati Cumalı Yorgo Seferis Gülseli İnal Attilâ İlhan Bekir Yıldız Vecihi Timuroğlu Özdemir Asaf Nihat Behram Kahraman Altun Orhan Murat Arıburnu Abdülkadir Bulut Kenneth Rexroth Cevat Şakir Kabaağaçlı Metin Eloğlu Ataol Behramoğlu Cevdet Kudret İlhan Berk Eugene Guillevic Ercüment Behzat Lav Bedri Rahmi Eyüboğlu Federico Garcia Lorca Ömer Bedrettin Uşaklı Kemal Özer Kostas Kleanthis Can Yücel Ece Ayhan E. E. Cummings Seyhan Erözçelik Bejan Matur Ahmet Ada Veysel Öngören Halim Şefik Güzelson Suat Vardal Tevfik El Zeyyad Resul Rıza Ahmet Erhan Hasan Hüseyin Korkmazgil Ülkü Tamer Abdülkadir Budak Orhan Veli Kanık Melih Cevdet Anday Yılmaz Odabaşı Ziya Osman Saba Özkan Mert Yaşar Kemal Enver Gökçe Kemalettin Kamu Mehmet Başaran Suat Taşer Hasan Basri Alp Özdemir İnce Liana Daskalova Sennur Sezer Fazıl Hüsnü Dağlarca
by Ufuk Lüker
  • 500px
  • LinkedIn
  • Youtube
DekalogAhmet Telli – Kalbim Unut Bu Şiiri
Sayfanın başına dön